HOŞGELDİNİZ!.
Ceyhan Maden.

Yıldırım Beyazıt

 

I. Bayezid

I. Bayezid
Padişahlık sırası 4
Saltanat süresi 13891402
   
Önce gelen I. Murat
Sonra gelen Fetret Devri
sonra I. Mehmet
Doğumu 1360
Ölümü 1403
Annesi Gülçiçek Hatun
Babası I. Murat
Bakınız: Osmanlı Hanedanı soy ağacı


I. Bayezid (Osmanlı Türkçesi: بايزيد الأول, Lakabı Yıldırım (Osmanlı Tükçesi: ییلدیرم),(d. 1360, Edirne – ö. 1403). Dördüncü Osmanlı Padişahı. 1389'dan 1402 yılına kadar hükümdarlık yapmıştır. Babası Sultan I. Murat, annesi ise Gülçiçek Hatun'dur.

Konu başlıkları

[gizle]

Padişahlık Öncesi [değiştir]

Babası Sultan I. Murat, annesi bir Bulgar asıllı (bazı kaynaklara göre ise Bizans asıllı) Gülçiçek Hatun'dur. Adı babaannesinin babası Türkmenler'in Ede-Balı diye andığı Ebâ Yezîd'in adından gelir. Küçük yaştan itibaren zamanın seçkin alimlerinden öğrenim gördü. Değerli kumandanlardan askerlik, sevk ve idare derslerini görmüştür. Osmanlı tarihlerinde kendisinden ilkin söz edilmesi, 1381de Germiyanoğulları beyi Süleyman Şah'ın kızı Devlet Sultan/Hatun 'la evlenişi nedeniyledir. Bu evlilik babası I. Murat'in Germiyan topraklarının neredeyse tamamını "gelin ceyizi" olarak sınırlarına katmak politikasının sonucuydu. 1381 yılında evlenişinin takip eden yıllarda devlet idaresinde yetişmesi için Sultanönü (Eskişehir) ve sonra Germiyan İli (Kütahya) sancakları beyliğine atanmış; sancaklarının askeriyle Anadolu ve Rumeli yakalarında savaşlarda babasının safında yer almıştır. 1385de kardeşi Şehzade Savcı Bey'in (Bizans veliahtı Andronikos Palaiologos ile birlikte hareket ederek) ayaklanmasının bastırılışı ve Şehzade Savcı'nın gözlerine mil çekilmesi sonucu öldürülmesi olayları ile de Osmanlı tarihlerinde bahsi geçmektedir. 1389'da Sırpların çoğunluğunu oluşturduğu Haçlı ordusu ile yapılan Birinci Kosova Savaşı'na katılmıştır. Osmanlı ordusunun sağ kanadının komutanlığını yapmış; savaşta büyük kahramanlık göstermiş ve savaşın Osmanlılar tarafından kazanılmasında komutası altında bulunan Osmanlı sağ kanadının Sırplara bir karşı taaruz ile Sırp ordusunu çökertmesi çok önemli katkı sağlamıştır. Babası Sultan Murat, bu savaş sonunda bir Sırp soylusu olan Milos Obilic tarafından şehit edilince, devlet ileri gelenlerinin müşterek kararı ile Osmanlı tahtına geçmiştir.

Saltanatı [değiştir]

Yakup Bey'in öldürülmesi [değiştir]

I. Bayezid Kosova Meydan Savasi'nin son saatlerinde babasının suikaste uğrayip öldürülmesi üzerine savaş alanından çagrılarak kendisine biat edilmiştir. Bu biat töreni biter bitmez düşman peşinde olan kardeşi Yakup Çelebi'yi çağırtılıp çadırda boğduruldu. Zamanının tarihçisi Âşıkpaşazade Yakup'un öldürülmesi o gece askeri iztiraba düşürdü demektedir. [1]Yıldırım'ın bu aksi askerî tepkiden kurtarılması için Yakup Bey'in umera ve ulemanın onayı ve başvezir Ali Paşa'nin buyruğu gereği idam ettirildiği kontr-propagandası yaydırılmaya çalışıldı. Askeri yeni padişaha bağlamak için de Osmanlı tarihinde ilk defa olarak cûlus bahşisi dağıtılmış ve böylece cülus bahşisi dağıtmak geleneği ortaya çıkartılmıştır.

Rumeli sorunları ve seferleri [değiştir]

1389da ilk olarak I. Bayezid, Anadolu işlerini bir köşeye koyup Rumeli sorunları ile ilgilendi. Sırbistan işlerini yoluna koymak için çaba verdi. Kosova Savaşında öldürülen Sırp Kıralı Lazar'in ardılı olan İstvan Lazaroviç'le yeni bir anlaşma yapılarak Sırplar için yıllık vergi ödenmesi tayin edildi ve yeni kralın kızkardeşı Mara Despina'nın I. Bayezid ile evlenmesi icin anlaşma yapıldı. Yeni bir Hristiyan ittifakını önlemek amacıyla Vidin, Eflak ve Bosna yörelerine Paşa Yiğit, Hoca Firuz ve diğer akıncı beyleri komutasında akıncı birlikleri sevkedildi. Yoğun bir Türkmen göçmen grubunun Üsküp ve civarına yerleştirilmesi sağlandı. Padişah kışı Edirne'de geçirdi. Edirne'nin imar edilmesi için uğraştı. Hükümdarlığını kutlamaya gelen elçileri kabul etti. Venedik Cumhuriyeti elçisi Francesko Kuirini'ne Venedik ticari kolonilerine tanınan imtiyazların devam etmesi için güvence sağlandı.

1391de ilkbaharında Anadolu'da Kastamonu seferi yapmaktayken Eflak Voyvodası Mirce Tuna Nehrini geçip Karinabad'a kadar ilerledi. Bunun üzerine I. Bayezid hızla Rumeli'ye Mirce üzerine yöneldi. Arkus Ovası Savaşı'na Mirce komutasındaki Eflak ordusuna karşı çıktı. Savaşı Osmanlı ordusu kazanıp Eflak Voyvodası Mirce esir alındı. Mirce ile yapılan anlaşmaya göre Mirce çok yüksek bir kurtuluş akçesi ödemek zorunda kalıp ülkesine dönebildi. Eflak Voyvadalığı da Osmanlı devletine bağımlı bir vasal devlet statüsüne girdi.

1393de de I. Bayazid Anadolu'da Amasya ve civarında iken Macarların saldırıları üzerine Rumeli'ye döndü. Bulgarların başkenti olan Tırnova'yi ele geĞirdi. Macar Bulgar karışık orduları işgaline ugrayan Tuna boyu kaleleri olan Silistre, Niğbolu ve Vidin'i tekrar Osmanlı egemenliğine aldı. Niğbolu kalesine kapanmış Bulgar Kiralı Şişman ve oğlu Aleksander kısa bir kuşatim sonunda bu kalede I. Bayezid eline esir düştüler.

1394'te Selanik ve Yenişehir'i (Mora) alan Osmanlı orduları, Teselya ve Arnavutluk'a kadar ilerlediler.

1395de Bizans imparatoru ve prenslerinin Serez'de görüşmeleri başarısız kalınca I. Bayezid komutasında Osmanli ordusu güneye Yunanistan üzerine hücuma geçip Tırhala, Domacia, Patras ve Farsala şehirlerine eline geçirdi. Sonra tarihî Termofil geçidinden geçerek Atika yarımadası bölgesine girdi. O yazki bu Yunanistan'daki başarısından sonra I. Bayezid yine o yaz sonu Anadolu'ya Kastamonu'ya yöneldi.

1396da ise, yine Rumeli'nde çok büyük bir Haçlı Seferi ordusuna karşı [23 Eylul]],1396da Niğbolu Savaşı yapıldı ve I. Bayezid çok büyük bir zafer kazandı.

1397de Balkanlardaki akıncı grupları Evrenos Bey, Murtaza Bey ve Yakup Paşa komutalarında Venedik'e bağlı olan Koron ve Modon kaleleri ile Mora'ya akınlar tertip ettiler. Bu akınlar yıldırma ve yağma toplama hedefli idi; bu kaleler ve arazileri fethetmeleri ve arazilerine yeni Türkmen aileleri yerleştirilmeleri ön görülmemekteydi. Tam aksine Rumeli'nin bu yörelerinin bazı yerlerinde bulunan halk toplu olarak Anadolu'ya göç ettirilmişti.

Anadolu sorunları ve seferleri [değiştir]

1389'da I. Bayezid'a yönelik daha büyük bir tepki Anadolu Türkmen beyliklerinden gelmişti. Sözde Yakup Çelebi'nin öcünü almak üzere, Germiyanlı, Aydınlı, Saruhanlı, Menteşeli, Hamitli beylikleri ve hatta Sivas Hükümdarı Kadı Burhaneddin eyleme geçmişlerdi. Amaçları giderek büyüyen Osmanlı devletinin gücünü kırmak ve kaybettikleri topraklar varsa bunları geri almaktı.

1390 baharında I. Bayezid yanına vasal devletlerden katkılar olarak Sırp Kıralı İstavan Lazarovic ile Bizans İmparatorunun oğlu ve veliahtı Manuel'i alarak olağanüstü başarılar sağlayan bir Anadolu seferi gerçekleştirdi. Hızla hareket ederek Aydınoğulları, Saruhanoğulları, Germiyanoğulları, Menteşeoğulları ve Hamitoğulları beyliklerini ortadan kaldırdı. Saruhan beyleri Hızırşah ve Orhan Bey'in Bursa'da, Germiyanlı Yakup Bey'in İpsala'da ve Aydınlı İsa Bey'in ise Tire'de oturmaları emredildi. Antalya'ya kadar indi. Bu arada Bizans'in elinde bulunan Anadolu içinde dört tarafı Osmanlı arazisi ile çevrili bir enklav şekilindeki Filedelfia (şimdiki Alaşehir) kalesini vasalı olan Manuel'e zapettetirdi. O yıl sonbaharda Karamanoğlu Alaeddin Bey, Candaroğlu Emir Süleyman ve Sivas Hükümdarı Kadı Burhaneddin arasındakı ittifakı yıkmak için Konya'yı kuşattı. Yıldırım'in eniştesi olan Karamanoğlu Alaeddin Bey barış imzalayarak Çarşamba Suyu'na kadar topraklarını Osmanlılara bırakmak zorunda kaldı.

1391-92 kışını Bursa'da geçiren I. Bayezid 1392 baharında Kastamonu üzerine yürüyerek, Candaroğlu topraklarını ele geçirdi. Kadı Burhaneddin üzerine gönderilen öncü Osmanlı birlikleri önce Osmancık kalesini aldılar. Fakat Kadı Burhaneddin ordularına karşı yapılan Kırkdilim Savaşı'nda yenilip bu ordunun komutanı olan I. Bayezid'ın büyük oğlu Şehzade Ertuğrul Çelebi bu savaşta şehit düştü. Kadı Burhaneddin'in Moğol asıllı akıncıları Anadolu Osmanlı topraklarına yayıldı. I. Bayezid ise Macar ordularının Rumeli'de yaptıkları hücumları önlemek amacıyla Rumeli'ye dönmek zorunda kaldı.

1393 baharında Anadolu büyük bir savaş ortamı halini alıp I. Bayezid muttefikleri ile Kadı Burhaneddin mutefikleri arasında yer yer patlak veren savaşlara sahne oldu. Anadolu'da sefere çıkan I. Bayezid bu defa Amasya ve yöresine yöneldi. I. Bayezid'in yerel müttefiki Niksar merkezli Canik bölgesi yerleşikli Taceddinoğulları idi. Bunun sefer sonucunda Amasya, Merzifon, Turhal ve Tokat kaleleri Osmanlılar eline geçmiştir. I. Bayezid bu stratejik önemi çok büyük sınır bölgesini yeni bir Osmanlı eyaleti olarak organize etmiş ve eyalet valiğine oğlu I. Mehmet'i atamıştır. O yıl yazı da I. Bayezid Rumeli'ye dönüp Bulgar ve Macarların Tuna kalelerini işgalleri sorunu ile uğraşmak zorunda kaldı.

1394de Timur Dicle'yi geçip Anadolu'ya girmişti. Anadolu'da ve Suriye'de yerel egemenliğini yitirmiş veya yitirme tehlikesi altında olduğu görünen beyler, Timur'a yanaştılar. Buna karşılık I. Bayezid güney Anadolu'da egemenlik gösteren Mısır merkezli Memluklularla dostane ilişki kurmak niyetiyle Mısır'a bir elçi gonderdi.

1395de Rumeli'de Yunanistan üzerine bir seferden sonra, o yazın da yine ivedilikle Anadolu'ya döndü ve Candaroğulları'na bağlı Sinop kalesini kuşattı. Candaroğlu İsfendiyar Bey bir barış teklif etti ve kendisi anlaşma ile bir bağımlı vasal devlet statüsüne girdi. I. Bayezid kışı Bursa'da geçirdi.

1396da en önemli olay Niğbolu Savaşı oldu. Büyük bir Haçlı ordusuna karşı çok önemli bir zafer kazanan I. Beyazid bu savaştan büyük ganimetle kışı geçirmek için Anadolu'daki Bursa başkentine döndü. Savaş ganimetlerini Bursa'nın imarına sarfetmeye başladı. Bursa Ulu Camii bu ganimetlerin kullanıldığı eserlerin başında gelir. Ayrıca Bursa bir hastahane, bir darûlhayr, Ebu İshakane ve iki medrese de yaptırılmıştır.

1397de I. Bayezid'ın eniştesi olan Karamanoğulları Beyi Alaeddin Bey Oğuz boyları Türkmenlerinden büyük bir ordu oluşturmuştu ve 1390da Osmanlılara kaybetmiş olduğu arazileri almaya hazırlanmaktaydı. I. Bayezid İstanbul kuşatmasını bırakarak bir ordu ile Karamanoğulları karşına gitti. Karamanlılar ve Osmanlılar arasında yapılan Akçay Ovası Savaşı I. Bayezid'in kesin galibiyeti ile bitti. Karamanoğlu Ahmet Bey savaş meydanıdan kaçıp Konya Kalesine sığındı. I. Bayezid tarafından kısa bir kuşatmayla alınan Konya'da Alaeddin Bey yakalanıp idam ettirildi. Osmanlı'lar Karaman (Larende) kalesini de aldılar. I. Bayezid kızkardeşi Karamanlı Alaeddin Bey'in karısı olan Melek Hatun'u ve yeğenlerini Bursa'ya gönderdi.

1398de ilkbaharda I. Bayezid Samsun ve çevresinden oluşan Canik yöresine bir sefer yaptı. Bu yörede bulunan küçük beylerin egemenliklerine son verdi; ve yaz başında tekrar Bursa'ya geri döndü. Fakat o yaz başında Kadı Burhaneddin Akkoyunlu hükümdarı Kara Yülük Osman Bey ile savaşa girişmiş; bu savaşı kaybedip esir düşüp Akkoyunlular tarafından öldürülmüştü. Kadı Burhaneddin'in umerasi I. Bayezid'a çağrı gönderip bu devlet arazilerini Osmanlıların eline geçmesini istediler. Bu nedenle 1398 yaz sonu I. Bayezid yeni bir Anadolu seferine çıkmak zorunda kaldı. Bu sefer de Kırşehir'den Sivas'a kadar uzunan bir büyük yöreyi Osmanlı sınırlarına katıp yine Bursa'ya geri döndü.

1399da ise tekrar bir Anadolu Seferi düzenleyen I. Bayezid bu sefer Mısırlı Memlukluler devleti elinde bulunan güney ve güney doğu Anadolu yörelerine yürüdü. Bu suretle Memluklarla yıllar süren barışı sağlayan karşılıklı anlaşmalar ihlal edilmiş olmaktaydı. Fakat I. Bayezid Mısır Memluk Sultanı Berkuk'un ölmesi nedeniyle Osmanlılar ve Memluklular arasındaki anlaşmanın da yürürlüğü kalmadığı tezini ortaya atıp bu mütecaviz olan askerî harekâtını savunmaya çalıştı. Mısır'in sınır kaleleri olan Malatya, Darende ve Divriği kalelerini eline geçirdi. Dulkadiroğulları topraklarına girdi.

O yıl Uygur asıllı Erzincan Emiri Mutahharten'in teşviki ile Timur bir öncü Anadolu seferi yaptı. Yörelerini Osmanlı'lara yitirmis olan Anadolu beyleri de Mutahharren vasıtasıyla Timur'a sığınmışlardı. Buna karşılık Karakoyunlu Kara Yusuf Bey ve Sultan Ahmed Jelayir Osmanlı'lara sığınmıştı.

1400'un ilk aylarında I. Bayezid yine İstanbul kusatmasi ile ilgiliyken Timur'un Sivas'i aldığını, Kayseri yakınlarında bir Osmanli Anadolu eyaletleri ordusunu mağlup edip dağıttığını ve Malatya'ya inip bu kaleyi ele geçirdigi haberlerini aldı. Ağustos'da İstanbul kuşatmasından ayrılmakla beraber, I. Bayezid o yıl Anadolu'ya sefer yapmadı.

1401de ise Timur'un Bağdad'a yöneldigi haberi geldi. I. Beyazid o yaz Erzincan Emiri Mutahharten uzerine bir sefer başlattı. Osmanlılar ve Timur arasında sıkışan Mutahharren Osmanlılara bağlılığını sundu. Ancak Timur'un Sivas'ı almasına yardımcı olduğunu bilen ve ona güvenmeyen I. Bayezid, Erzincan'ı ve Kemah'ı ele geçirerek, Erzincanlılar'ın isteği üzerine, Mutahharten'in, kendisine bağlı olmak kaydıyla hükümdarlığını tanıdı. Buna rağmen Mutahharten, Timur ile olan ilişkisini sürdürmüş ve I. Bayezid'in eline geçmiş Kemah kalesini geri almak için destek sağlama girişiminde bulunmuştu.

Timur o yıl Karabağ'da kışlağa çekilmisti. Timur diğer Anadolu beyliklerinin de yasal hükümdarlarına geri verilmesini I. Bayezid'den istiyordu. O yıl iki hükümdar arasında birbirini tahrik etmek için karşılıklı hakaretlerle dolu bir mektup diplomasisi başladı. [2]Timur bir taraftan Fransa, Cenova ve Bizans ile ilişkilere başlamıştı; diğer taraftan da I. Beyazid'da gönderdiği mektuplarla sözde uzlaşmacı bir yaklaşımla I. Beyazid'i çileden çıkaracak isteklerde bulunmaktaydı. I. Bayezid Mısır Memluklulari ile dayanışma için diplomatik girişimlerde bulunduysa da bunda başarı sağlanmadı.

1402de Timur büyük bir ordu ile Anadolu seferi başlattı. O yıl baharında Kemah kalesini kuşattıp aldı ve Sivas üzerine yürüdü. I. Beyazid ise ordusu ile Tokat'a gelmiş ve orada ordugah kurmuştu. Her iki taraf da bu yörede savaşa razı olmayarak biri kuzeyden diğeri güneyden Kızılırmak'ı takip ederek Ankara'ya geldiler. Burada 22 Temmuz,1402de Ankara Savaşı başladı. Timur Ankara Savaşında büyük başarı kazandı.

Yıldırım Bayezid yıl be yıl askerî sefere geçerek Anadolu Türk siyasi birliğini kuran ilk Osmanlı hükümdarı oldu. Bu faaliyetleri üzerine Yıldırım Bayezid, Abbasi halifesinden Sultan-ı İklim-i Rum (Anadolu ülkesi sultanı) ünvanını aldı. [3] Bu da bir anlamda Bayezid'in icraatini meşrulaştırıyordu.

Bizans sorunları ve İstanbul kuşatması [değiştir]

I. Bayezid padişahlığının ilk yili olan 1389'da Bizans İmparatorluğu'ndaki saltanat çekişmesi sorunlarına da önem verdi. V. Yannis Palaiologos tahtta bulunuyordu; ama yeğeni VII. Yannis Palaiologos Kosova Savaşı sırasında Genova'da bulunup amcası aleyhine bir darbe hazırlamaktaydı. I. Beyazid'in da yardımını sağlayıp 11 Nisan 1390da Yıldırım'in sağladığı bir Türk birliği desteği ile amcası V. Yannis'i ikinci defa tahttan indirmeyi başardı. Fakat VII. Yannis şimdiki Yedikule yerinde olan Altın Kapı hisarında kendini savunmaya başladı ve oğlu Manuel'i Midilli adasından çağırdı. Midilli'den Rodos Sen Jan Şövalyeleri gemileri ile gelen Manuel ve babası üç hafta süren bir şehir iç savaşı sonunda tekrar V. Yannis'i Bizans İmparatorluğu tahtına getirdiler. Destek verdiği kişinin tahtan indirilmesinden hoşlanmayan I. Bayezid ise Osmanlılara yıllık tazminat ve askerî yardım sağlamakla yükümlü olan bir vasal devlet olan Bizans'dan 1390da çıktığı Anadolu seferi için yardım istedi ve Manuel Yıldırım'in Anadolu seferine katılmak zorunda kaldı.

1390'da Bizans İmparatoru V. Yannis Bayezid'in Anadolu'da olmasından yararlanarak İstanbul şehri surlarının şimdi Yedikule içinde kalan tören kapısı olan Altın Kapı civarını, şehrin içinde ve etrafında bulunan, kullanılmayan ve yıkık kiliselerden alınan taşlar ve mermerlerle pekiştirmisti. Bu projeye kizan I. Bayezid bu yeni yapıları yıkmasını ve bu yıkım yapılmazsa iki devlet arasında savaş başlayacağını ve Yıldırım'ın yanında bulunan İmparator'un oğlu ve varisi Manuel'in gözlerini kör edileceğini tehdit etti. Çaresiz kalan V.Yannis, Sultan'ın bu isteklerini yerine getirmek zorunda kaldı ve bu yeni sur tamirlerini yıktırdı. Bunu çok utandırıcı bulan V. Yannis bu nedenle sinir buhranları geçirdi; 16 Şubat 1391de öldü ve yerine oğlu II. Manuel Palaiologos geçti.

II. Manuel, Yıldırım'ın şehirde bir Türk mahallesi kurulması, bir câmi yapılması ve yıllık verginin artırılması isteklerinin kabul etmeyince Yıldırım (aralıklı olarak 1391 ile 1400 dönemlerinde) İstanbul'u karadan kuşatıp, kara ablukası uygulamaya başladı.

1391'de İstanbul, karadan ve denizden kuşatıldı. Bizans'a gözdağı vermek için yapılan ve yedi ay süren kuşatma sonunda Bizanslılar'dan bazı imtiyazlar elde edildi.

1395'de Yıldırım Bayezıd, uzun süre abluka altında tuttuğu İstanbul'u ikinci kez kuşattı. Kış mevsiminin yaklaşması üzerine kuşatmaya son verildi.

1396'da Yıldırım Bayezıd, İstanbul'u üçüncü kez kuşattı, ancak sonuç alamadı.

1400'de Bizans İmparator'unun Avrupa ülkelerini yeni bir haçlı seferi için örgütlemeye çalışması üzerine Yıldırım Bayezıd, İstanbul'u dördüncü kez kuşattı. Timur'un Anadolu'ya girmesi üzerine kuşatma kaldırıldı.

Niğbolu Savaşı [değiştir]

Ana madde: Niğbolu Savaşı

Aksak Timur ve Ankara Savaşı [değiştir]

Ana madde: Ankara Savaşı

I. Bayezid'in 1398'de Karaman ve 1399'da Dulkadirli topraklarına girmesinden sonra topraklarını kaybeden Anadolu beyleri bu sırada Hindistan seferinden dönen Timur'a sığınarak, onu Osmanlı sultanına karşı kışkırttılar. Bu arada Timur'dan kaçan Karakoyunlu ve Celayirli beyleri de I. Bayezid'i Timur'a karşı tahrik ediyorlardı. Bu kışkırtmalar bir yana, artık Osmanlı için büyük bir tehdit oluşturmaya başlayan yağmacı ve yıkımcı Timur ordusu Anadolu'da ilerlemeye başlamıştı. Timur'un Osmanlılara ait Sivas'ı alması, halkını öldürerek kenti yakıp yağmalatması,Osmanlı ve Moğol ordularının Ankara'da karşı karşıya gelmesi sonucunu doğurdu.

I. Beyazid, adına yaraşır süratiyle geldiği Çubuk Ovası'nda, Timur'un ordusunu, atları besiye bırakılmış, askerleri dinlenmeye çekilmiş, dağınık ve emniyetsiz bir şekilde karşısında bulur. Tüm Vezirleri, Paşaları ve Oğulları hemen saldırıp imha hareketine girişmeyi istemişse de tarihi hatasını yaptı. "Bırakın Tatar Ordusu toplansın,adet üzre savaşalım" dedi ve konakladı. Yapılan bu hatanın çok disiplinli ve zamanının en kuvvetli ordusu olan Timur Ordusuna savaşı kazandıracağını anlayan Osmanlı Ordusundaki, Menteşeoğulları, Germiyanoğulları, Saruhanoğulları Beyleri ve kuvvetleri, ihanet ederek karşı tarafa geçtiler. I. Beyazid'in vezirleri de büyük oğlu; Emir Süleyman'ı,Osmanlı Devleti'nin devamı için savaş alanından kaçırdılar. Bu olayı gören Mehmet Çelebi ve Mustafa Çelebi de savaş alanını taht mücadelesi için terk ettiler. Osmanlı ordusunda yeralan kara tatarlarda Timur saflarına geçti. Daha savaşmadan yaşanılan bu bozguna rağmen I. Beyazid elinde kalan en sadık 10.000 kişilik askeriyle kahramanca saldırdı. Timur-Tatar Ordusuna müthiş zararlar verdirdi. Ordusundan kaçanları savaş alanına geri getirebilmek için, merkezinde bulunduğu kuvvetinin, yanındaki Paşalarının "Çıkmayınız akşama kadar dayanırız, gece olunca da geri çekiliriz" uyarılarına rağmen çıktı ve Tatar askerine yakalandı, esir düştü.(28 Temmuz 1402).

Sonuçları:

  • Anadolu`daki Türk siyasal birliği bozuldu.
  • Beylikler Dönemi yeniden başladı.
  • İstanbul'un Fethi gecikti.

Esaret ve ölüm [değiştir]

I. Bayezit, Timur'un elinde esir iken.

Oğlu Musa Çelebi ile beraber esir alınan I. Beyazid Timur'un beraberinde Orta Asya'ya doğru Hazar Denizi kıyılarından geçerek götürülmek isteniyordu. En yakınlarından uğradığı ihanete dayanamayan I. Bayezid hastalandığı için bırakılarak tedavisi için geriye gönderildiyse de vefat etti.(1403). Ancak bu zafere rağmen Timur İmparatorluğu da 15 yıl geçmeden Timur'un ölümüyle dağılarak tarih sahnelerine veda etti.

Yıldırım Lakabı [değiştir]

I. Bayezid, yuvarlak yüzlü, beyaz tenli, koç burunlu, ela gözlü, kumral saçlı, sık sakallı ve geniş omuzluydu.

"Yıldırım" lakabını nasıl edindiği konusunda çeşitli rivayetler vardır:

  • Bunlardan en yaygın olanı Niğbolu Savaşı nedeniyle savaş meydanına hiç beklenmeyecek bir süratle ulaştığı için aldığıdır. Haçlılarca kuşatılan kalenin komutanı Doğan Bey'e gecenin karanlığında,kale duvarlarına kadar gelerek gerekli talimatları verecek kadar gözüpek bir komutan olduğu, savaşlarda askerinin önünde savaştığı ve askerlerinin yetişmekte zorluk çektiği tarih kitaplarında sıkça yer verilmiştir.
  • Bir başka rivayette de bu lakabı daha padişah olmadan babası I. Murat'ın yaptığı I. Kosova Savaşında, Türk ordusunun zor duruma düştüğü anda, düşman ordusunu bir kanattan diğer kanada kadar yararak geçmiş olmasına bağlamaktadır.
  • Tarihçi Joseph von Hammer-Purgstall ise bu lakabın Bayezid'in kardeşi şehzade Yakup Beyi öldürtmesinden kaynaklandığını belirtmektedir.
  • 17. yüzyıl Osmanlı tarihçilerinden Bostanzade Yahya Efendi, Tarih-i Saf (Tuhefetu'l-ahbâb) adlı eserinde ise öfkeli ve kibirli olduğu için yıldırıma benzettildiğini yazmaktadır.
  • Osmanlı sultanları biyografilerini yazan N.Sakaoğlu'na göre Yıldırım olasılıkla öz Türkçe adıdır. [4]
  • Münecimbaşı Ahmet Dede(?-1702)'nin yazdığı Müneccimbaşı Tarihi adlı kitabında ise bu lakabın yalnız kahramanlık ve şiddetinden dolayı verildiğini aktarır. [5]

İlk üç iddanin yanlış olması çok olasıdır çünkü Sultan Murat, 1386 (hicri 788) yılında Karamanoğlu Ali Bey'e karşı kazandığı başarı üzerine Ahmet Celayir'e gönderdiği mektupta oğlu için Yıldırım lakabını kullanmıştır. O tarihte ne Kosova savaşı ne de Niğbolu savaşı söz konusudur. [6]

Ailesi [değiştir]

Eşleri [değiştir]

  1. Devlet Şah Hatun, Germiyanoğlu Süleyman Şah kızı, Musa Çelebi ve Mustafa Çelebi'nin annesi
  2. Devlet Hatun, Germiyanoğlu Yakup Şah kızı, I.Mehmed'in annesi
  3. Hafsa Hatun, Aydınoğlu İsa Bey kızı
  4. Sultan Hatun, Dulkadiroğlu Süleyman Şah kızı
  5. Olivera Despina, Sırp asıllı

Erkek Çocukları [değiştir]

  1. Şehzade Ertuğrul Çelebi
  2. Emir Süleyman (ö. 1411)
  3. Mustafa Çelebi (ö. 1401 ?) - Devlet Şah Hatun'un oğlu
  4. Musa Çelebi (ö. 1413) - Devlet Şah Hatun'un oğlu
  5. İsa Çelebi (ö. 1406) - Devlet Hatun'un oğlu
  6. Mehmet Çelebi (d. 1389–ö. 1421) - Devlet Hatun'un oğlu
  7. Kasım Çelebi
  8. Hasan
  9. Yusuf

Kız Çocukları [değiştir]

  1. Erhundu Hatun
  2. Hundi Hatun
  3. Uruz Hatun.
  4. Fatma

Dipnotları [değiştir]

  1. ^ Âşıkpaşazade (haz. Ali Bey), Tevarih-i Âl-i Osmandan Âşıkpaşazade Tarihi, İstanbul 1332
  2. ^ Feridun Bey, Munsaat-i Selatin, 1274-1275 İstanbul, Cilt I ve II, adlı eserde bu hakaret ve tahrik dolu mektuplar bulunmaktadır.
  3. ^ İnal, Halil İbrahim (2007), Osmanlı Tarihi, Nokta Kitap: İstanbul. say. 90
  4. ^ N. Sakaoğlu (1999), Bu mülkün sultanları, Oğlak Yayınevi, İstanbul, say. 32
  5. ^ Müneccimbaşı Ahmed Dede, (1285), Suhafu'l-Ahbar C.I, İstanbul
  6. ^ Namık Kemal (2005), Osmanlı Tarihi, Cilt 1, , Bilge Kültür Sanat yayınları., 2005, say. 277

 



Osmanlı Hanedanı Osmanlı İmparatorluğu bayrağı
Devlet öncesi: Süleyman Şah ve Ertuğrul Gazi
Osman Gazi | Orhan Gazi | I. Murat | I. Bayezid | Fetret Devri | I. Mehmed | II. Murat | II. Mehmed | II. Bayezid | I. Selim | I. Süleyman | II. Selim | III. Murat | III. Mehmed | I. Ahmet | I. Mustafa | II. Osman | IV. Murat | I. İbrahim | IV. Mehmed | II. Süleyman | II. Ahmet | II. Mustafa | III. Ahmet | I. Mahmut | III. Osman | III. Mustafa | I. Abdülhamit | III. Selim | IV. Mustafa | II. Mahmut | Abdülmecit | Abdülaziz | V. Murat | II. Abdülhamit | V. Mehmed | VI. Mehmed
Son Halife: II. Abdülmecit

Osmanlı padişahları | Osmanlı Hanedanı soy ağacı

 

 


ziyaretçinin IP adresini gösterir:54.166.89.187 ziyaretçinin tarayıcısının ne olduğunu gösterir: CCBot/2.0 (http://commoncrawl.org/faq/) ziyaretçinin hangi alt sayfada olduğunu gösterir: http://hasanorenmaden.tr.gg/Y%26%23305%3Bld%26%23305%3Br%26%23305%3Bm-Beyaz%26%23305%3Bt.htm alt sayfanın başlığını gösterir: Yıldırım Beyazıt en son görülen web sitesinin alanını gösteren haneyi gösterir (für frame yönlendirmesi mevcut olan sayfalarda etkilidir: sayfanın bugünkü tıklanma sayısını gösterir: 595 sayfanın bugünkü ziyaretçi sayısını gösterir: 104 sayfanın toplam tıklanma sayısını gösterir: 228419 sayfanın toplam ziyaretçi sayısını gösterir: 83578 ziyaretçinin bulunduğu "ülke kodunu" gösterir. Almanya'da bulunan bir ziyaretçinin "ülke kodu" mesela "de"dir: us ziyaretçinin bulunduğu ülkenin büyük boy bir resmini gösterir.: us Copy and WIN : http://ow.ly/KNICZ