HOŞGELDİNİZ!.
Ceyhan Maden.

Uygarlık Tarihi

EVREN, DÜNYA VE CANLILARIN OLUŞUMU
Bilinen kavramlara göre dünya yaşının 15 milyar yıl olduğu ve bu dünyanın oluşumunun bin bang patlamasının sonucunda olduğu söylenmektedir.
Litosfer: yer kabuğunun sert üst kısmıdır.
İnorganik: kargo içermeyen moleküllerdir.
Organik: canlı organizmaları oluşturan moleküllerdir. Bu moleküller hidrojen, oksijen, karbon ve nitrojen içerir.
Protein: hücreleri meydana getiren ve yaşamsal işlevler yerine getiren moleküllerdir.
Fosil: eskicanlı formlarının mineralleşmiş kalıntıları ve ya izleridir.
Fotosentez: bitkiler tarafından karbondioksitin güneş enerjisi kullanarak sentezlenmesidir. Bu işlem sonucunda oksijen açığa çıkar.
Evrim: biyolojik türlerin zaman içerisinde sistematik olarak değişikliğe uğramasıdır.
Laurasia: bugünkü kuzey Amerika, Avrupa ve asya kıtalarının birleşik bir halidir.
Gondwana: bugünkü güney Amerika, Afrika, Hindistan, Avustralya ve Antartika kıtalarının birleşik halidir.
Primatlar: zoolojik sınıflandırmada memeliler sınıfı içerisinde yer alan takımlardan biridir. İki alt takımı vardır. Bunlar;
Prosimli: maymun benzeri ufak primatlar olan leamurlar, lorisler, galagolar ve tarsierlerden oluşan primat alt takımıdır.
Anthropoidea: eski ve yeni dünya maymunları, büyük maymunlar ve insanın üyesi olduğu primat alt takımıdır.
Hominidae: primatlar takımı içerisinde bir ailedir. Orangutan, goril, şempanze gibi büyük maymunlar ve insan, bu ailenin üyeleridir.
Hominini: primatlar takımının, hominidae ailesi içerisinde bir tribustur. İnsanı ve insanın atalarını kapsar.
Tribus: tribe ve ya infafamilydir. Biyolojik sınıflandırma sisteminde bir kategoridedir. Alt aile ( subfamily ) olarak adlandırılan kategorinin altında yer alır.
Bipedalizm: iki ayak üzerinde dik duruş ve hareket biçimidir.
Beyin hacmi: kafatasında beynin kapladığı alanın ölçülmesi yoluyla hesaplanır.
 
 
ÜÇ ÇAĞ SİSTEMİ VE TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR
Yazının keşfinden sonrası tarihi dönemler, yazının keşfinden önceki zamanlarsa tarih öncesi ( prehistorya ) olarak adlandırılır. Bundan hariç, arkeologlar ve eskiçağ tarihçileri tarafından kullanılan ve Üç Çağ sistemi denen bir sınıflandırma daha vardır. Bu sınıflandırmada, tarih öncesi ve erken tarihi çağların, araç gereç yapımında kullanılan hammaddeleri esas olarak üç evreye bölünmesidir. Bu üç evre şöyle adlandırılmaktadır: Taş Çağı, Tunç Çağı, Demir Çağı.
Danimarkalı arkeolog Christian jürgen thomsen, 1819’ da Danimarka ulusal müzesi’ndeki eserleri sınıflandırırken ilk defa bu üç çağ sistemini kullanmıştır. John lubbock 1865’te, prehistorik çağlar adli kitabında Taş Çağı’nı Paleolitik ( eskitaş ) ve neolitik ( yenitaş ) olarak iki evreye ayırmıştır. Paleolitik çağ; alt, orta ve üst olarak üç alt evreye bölünmüştür. Daha sonra bu sınıflandırmaya mezolitik ( orta çağı ) eklenmiştir. Böylece tarih öncesi ve erken tarihi çağlar, teknolojik ya da daha doğrusu teknolojide kullanılan ham maddeye dayalı bir sınıflandırmayla beş evreye bölünmüş olur: paleolitik, mezolitik, neolitik, tunç ve demir çağları. Bazı bölgelerde arkeolojik buluntular neolitik ve tunç çağı arasına kalkolitik ( bakır çağı ) evresinin eklenmesini gerektirmiştir. Palolitik, mezololitik, neolitik ve kalkolitik çağlar; tarih öncesi yani yazıdan önceki çağları temsil eder.

LİTOSFER: yer kabuğunun sert üst kısmıdır.

İNORGANİK: karbon içermeyen moleküllerdir.

ORGANİK: canlı organizmaları oluşturan moleküllerdir. bu moleküller hidrojen, oksijen, karbon ve nitrojen içerir.

PROTEİN: hücreleri meydana getiren ve yaşamsal işlevler yerine getiren moleküllerdir.

FOSİL: eski canlı formlarının mineralleşmiş kalıntıları ve ya izleridir.

FOTOSENTEZ: bitkiler tarafından karbondioksitin güneş enerjisi kullanarak sentezlenmesidir. bu işlem sonucunda oksijen açığa çıkar.

EVRİM: biyolojik türlerin zaman içerisinde sistematik olarak değişikliğe uğramasıdır.

LAURASİA: bugünkü kuzey amerika, avrupa ve asya kıtalarının birleşik bir halidir.

GONDWANA: bugünkü güney amerika, afrika, hindistan, avustralya ve antartika kıtalarının birleşik halidir.

PROSİMii: maymun benzeri ufak primatlar olan lemurlar, lorisler, galagolar ve tarsielerden oluşan primat alt takımıdır.

ANTHROPOİDEA: eski ve yeni dünya maymunları, büyük maymunlar ve insanın üyesi olduğu primat alt takımıdır.

HOMİNİDAE: primatlar takımı içerisinde bir ailedir. orangutan, goril, şempanze gibi büyük maymunlar ve insan, bu ailenin üyeleridir.

HOMİNİNİ: primatlar takımının, hominidae ailesi içerisinde bir tribustur. insanı ve insanın atalarını kapsar.

TRİBUS: tribe ve ya infrafamilydir. biyolojik sınıflandırma sisteminde bir kategoridir. alt aile ( subfamily ) olarak adlandırılan kategorinin altında yer alır

BİPEDALİZM: iki ayak üzerinde dik duruş ve hareket biçimidir.

BEYİN HACMİ: kafatasında beynin kapladığı alanın ölçülmesi yoluyla hesaplanır.

PREHİSTORİK ARKEOLOJİ: tarih öncesi arkeolojisidir. yazının bulunuşundan önceki toplumlara ait, toprak altında kalmış maddi kültür unsurlarını kazılar yaparak ortaya çıkaran, bu buluntuları inceleyerek eski kültürler hakkında bilgi elde etmeye çalışan bilim dalıdır.

ARKEOMETRİ: fizik, kimya, jeoloji gibi bilim dallarının yöntemleriyle arkeolojik buluntuların ve yerleşimlerin tarihlendirilmesidir.

TABAKLANMA: bir yerleşim yerinin, uzun zaman boyunca iskan edilmesi, sonucu üst üste biriken katmanların ait olduğu kültür çağlarının ayırt edilmesidir.

TİPOLOJİ: maddi kültür ürünlerinin ( örneğin pişmiş toprak kap kaçaklar, aletler, süs eşyaları gibi ) teknik ve üsluplarına bakarak yapıldıkları dönemin ayırt edilmesidir.

GÖRELİ TARİHLEME: Arkeolojik buluntuların tipolojileri ve hangi tabakada yer aldıklarına dayanarak birbirleriyle karşılaştırmaları ve hangisinin daha eski ya da daha yeni olduğunun belirlenmesidir.

KARBON 14 ( C 14 ) YÖNTEMİ: bütün canlıların bünyelerinde bulunan ve canlının ölümünden sonra belli bir hızla azalmaya başlayan karbon 14 izotoplarının miktarına bakarak organik kalıntıların tarihlendirilmesidir.

POTASYUM - ARGON YÖNTEMİ: volkanik kayaçlarda bulunan radyoaktif potasyumun argona dönüşme hızının ölçülmesidir.

TERMOLÜMİNESANS: maddede biriken radyasyon enerjisinin miktarının ölçülmesine dayanır.

AĞAÇ HALKALARI YÖNTEMİ ( DENDROKRONOLOJİ ): ağaçlar, yaşamları süresince genişleyerek büyür. bu büyüme, ağaç gövdelerinde halkalar halinde gözlemlenebilir. bu yöntem bunun ölçülmesine dayanır.

HOMO GENUSU: insan türlerini kapsayan genus ya da cinstir.

YONGA: bir taş parçasından başka bir taş yardımıyla kopartılarak elde edilen, boyu eninin iki katından az olan parçasıdır.

DNA: genetik kodu taşıyan moleküldür.

MUTASYON: dna' da meydana gelen değişimdir.

MOLEKÜLER SAAT: mutosyonların ortaya çıkma ve birikme süresinin hesaplanmasıdır.

DİLGİ: boyu eninin iki katından daha uzun olan taş yongadır.

MİKROLİT: genellikle 3 cm' den daha ufak boyutlu; üçgen, trapez, dikdörtgen ve kare biçimli olabilen küçük traş aletlerdir.

OBSİDYEN: lav ve ya cam taşıdır. siyah renki volkanik taşır.

VERİMLİ HİLAL: filistin' den başlayarak batı ve kuzey suriye' yi, kuzey mezopotamya' yı ve dicle nehri' nin doğusunda kalan zagros dağları' nın batı eteklerini kapsayan bölgedir.

KENT DEVLETİ: etrafındaki daha küçük yerleşimlerin de bağlı olduğu kent tipi idari merkezdir.

EKONOMİK ÇIKAR BÖLGESİ: bir toplumun geçimini sağlayacak genişlikte alanı tanımlar.

ARTI ÜRÜN: geçimlik üretimin fazlası olan ve sahip olana ekonomik güç sağlayan üründür.

THOLOS: çapı 3 ile 7 m arasında değişen yuvarlak planlı, kubbeli bir oda ile bu odaya eklenmiş dikdörtgen planlı bir başka odadan oluşuyordu. balçık, kerpiç ya da taştan yapıyorlardı.

NOME: eski yunancada eyalet anlamına gelen " nomos " tan türemiştir. kabile niteliğindeki yönetim birimleridir.

GREGORYEN TAKVİMİ: miladi takvimin yanlış olduğunu düşündüğü yerlerini düzeltmek için papa gregorie tarafından yaptırılan takvimdir. 1582 yılında kabul edilmiştir. o gün cumadar ve bu değişmemiştir. güneş sistemi takvimler içinde yanlışı en az olan takvimdir.  bir senede 24 saniye hata oluşur yani takvim hesaplamasında 1 günlük hatanın ortaya çıkması için 3600 yıl geçmesi gerekir. jülien ve gregoryen takvimlerini birbirine çevirmek için 13 gün ilave etmek ya da çıkarmak gerekir. bunun nedeni iki takvim arasındaki farkın her 400 yılda bir gün artmasıdır. 2100 yılından sonra bu fark 14 güne çıkacaktır.

HİYERATİK YAZI: kutsal yazı. hiyerogliflerin el yazısı hali olarak düşünülmelidir. mısır rahipleri ve katipler tarafından kayıt tutmak için kullanılmıştır.

KOPT YAZISI: hristiyan mısırlıların ( kıpti ) yunan alfabesine yaptıkları 6 harflik ilave ile oluşan yazı.

NATRON: karbonat, bikarbonat, klorid ve sodyum sülfat karışımı. nil nehrinin kenarında doğal olarak bulunuyordu.

HÖYÜK: insanoğlunun bin yıllar boyunca aynı yerde üst üste kurmuş olduğu yerleşmelerin yıkıntılarının oluşturduğu yapay tepe.

PROTOHİSTORİK ÇAĞ: bir toplum henüz kendisi ile ilgili dolaysız bilgi sağlayan belge yaratma aşamasına gelmemişse fakat çevresinde bulunan ve yazıyı kullanmasını bilen başka toplumların belgeleri o toplumla iligili bilgi veriyorsa, söz konusu insan topluluğu protohistorik bir çağ yaşıyor demektir.

KARUM: liman ve rıhtım anlamına gelen yerleşmelerdir. bu yerleşmelerde assurlu türccarlar belirli bir serbesti içinde yaşayıp ticaret yapmaktaydılar.

VABARTUM: konuk anlamına gelen, tüccarların ana merkezler arasında konakladıkları, belki mallarını geçici olarak depoladıkları bir çeşit kervansaraydır.

LUVİLER: hint avrupalı bir topluluktur. anadolu' nun batı, güneybatı ve güney bölgelerine yayılmışlardır. i.ö. 2300 yıllarına doğru balkanlar üzerinden anadolu' ya girdikleri kabul edilir. ancak bu göç hareketi tartışmalıdır.

PALALAR: karadeniz bölgesi' nde kastamonu ve safranbolu çevresinde yaşayan ve hint avrupa kökenli pala dili konuşan topluluktur.

HURRİLER: i.ö. 3. bin yılın sonlarında çivi yazılı belgelerde isimlerine rastlanan ve doğu anadolu' ya ilk tunç çağı kültürünü getiren kura - aras bölgesi halkları. hint avrupa ve sami gruplarından farklı, kendine özgü bir dil olan hurca konuşmaktadırlar. bu dil, kuzeydoğu kafkas dilleri ile akrabadır.

KADEŞ ANTLAŞMASI: tarihin bilinen ilk büyük antlaşmasıdır. hitit ile mısır devletleri arasında i.ö. 1270 yılında imzalanmıştır. antlaşma metni o zamanın diplomatik yazı dili olan akad ve mısır dillerinde hazırlanmıştır. mısır' dan hattuşa' ya yollanan ve gümüş bir tablet üzerine kazınmış olan akadça özgün nüsha bulunabilmiş değildir. aynı metnin kil tablet üzerine yazılmış olan kopyası boğazköy arşivlerinde ele geçmiştir.

PANKU ( Ş ): eski hiti devleti dönemi' nde kralın yanında geniş yetkilere sahip meclistir. bu meclis yüksek askeri ve idari görevlerde bulunan ve genellikle kral ailesinin yakınları olan yaşlılardan oluşmaktaydı.

YAZIKAYA AÇIK HAVA TAPINAĞI: boğazköy' ün 1,5 km kuzeydoğusunda, doğal bir kayalık alanda yer alan kutsal alandır. iki galeriden oluşmaktadır. üzeri açık doğal kaya odalarının duvarları tanrı, tanrıça ve başrahip olan kralın kabartmaları ile bezenmiştir. girişteki a galerisi' nin duvarlarında hurri kökenli tanrı ve tanrıçaların baştanrı teşup ve eşi hepat' ın önderliğinde yeni yıl bayramı kutlamaları için bir araya gelmeleri gösterilmiştir. buradaki tanrı ve tanrıçaların sayısı 71' dir. b galerisi' nde hızla koşan 12 yeraltı tanrısı ve kılç tanrı kabartmalarıyla IV. tudhaliya ve koruyucu tanrısı şarruma panosu yer almaktadır.

YENİ YIL BAYRAMI: tüm yakın doğu kültürlerinde görülen, baharın gelişi ile birlikte kutlanan bayramdır. bu bayramda pantheondaki bütün tanrıların, baştanrı teşup ve baştanrıça hepat önünde toplandığına inanılmaktaydı. yazılıkaya açık hava tapınağı' nın duvarlarında betimlenen bu törende bir resmigeçit yapılıyor ve tanrılara sunularda bulunuluyor, böylece yeni gelen yılın bereketli olması sağlanıyordu. yüzlerce tapınak görevlisinin düzenlediği törenlerde kral da  başrahip olarak görev alıyordu.

POTERN: yer altı geçidi. taş temelli, kerpiç bedenli surların altında açılan, bir tehlike anında ve ya ana kapının açılmaması gerektiği durumlarda, gizlice şehrin dışına çıkmayı sağlamak amacıyla kullanılan gizli geçitlerdir.

SFENKS: genellikle kadın başlı, aslan gövdeli karışık bir mitolojik yaratık. betimleri eski mısır sanatından antik yunan ve roma' ua geçmiştir. 
 
HİLANİ: ön cephesinde sütunlarla taşınan revağı olan kuzey suriye mimarisine özgü, dikdörtgen planlı, girişi uzun duvar üzerinde bulunan çok katlı yapı.

ORTOSTAT: duvarların alt kısımlarında kullanılan, dikine yerleştirilmiş, bazıları kabartmalarla bezeli taş levha ya da bloklar.

MEGARON: batı anadolu ve ege dünyasında i.ö.3. binyıldan itibaren kullanılan, önde, dar kısa taraflarında biri giriş holü ve arkada ocaklı büyük bir salondan oluşan dikdörtgen planlı yapılardır.

TÜMÜLÜS: kral ve soylu kişiler için yapılmış, çoğu kez altında ahşap ya da taştan bir mezar odası bulunan yağma toprak ya da taştan mezar anıtı.

FİBULA: tunç, altın ya da gümüşten yapılmış, giysi uçlarını tutturmaya yarayan ve ya süs amaçlı kullanılan bir tün çengelli iğne.

*** terek denilen arabaların yüksekliği yüzünden yabancı toplumlar Türklere " yüksek arabalı kavim " adını vermişlerdir.

ÇİN SEDDİ: çinin kuzeybatısı boyunca uzanan dünyanın en uzun savunma duvarıdır. kalıntıları po hay körfezinde deniz kıyısında başlar. pekinin kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve huang - ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. gobi çölünün güneyinden batıya yönelerek devam eder. seddin yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte uzunluğu 10.000 kilometreyi bulur. bugün ayakta duran kısım ming hanedanı devrinden kalan 3.000 kilometrelik settir. ancak asıl inşaat, i.ö. 221 ile i.s. 608 yılları arasında yapılmıştır.

TÖRE: yazısız hukuk kurallarıdır. zamanın koşullarına göre kağan tarafından, ancak toy' dan alınan oy ile değiştirebilirdi.

KURGAN: eski Türk mezarları, genelde devlet yöneticileri için yapılan bu mezarlar, bazen taş bazen tahtalarla çevrili mezar odasının üzerine toprak yığılması ile oluşturulurdu.

KOTUZ: sorguç da denilen, hükümdarlık sembolü olarak başlığa takılan bir tutam yabani sığır ya da at kılı.

KUT: gök tanrı tarafından kağana verildiğine inanılan, şans, baht açıklığı talih, devleti yönetme yetkisi olup kan yoluyla, kağanın çocuklarına geçtiği düşünülürdü.

İKİLİ TEŞKİLAT: eski Türkler' De devletin, yönetimi konusunda kolaylık sağlasın diye çoğunlukla doğu ve batı olarak ayrılması idi. kağan doğruda otururken, batının yönetimi hükümdar ailesinden önde gelen bir kişiye - genelde kağanın kardeşi - bırakılırdı.

TOY ( KURULTAY ): boy beylerinden oluşan bir meclis idi. yılda genellikle üç kez toplanır, bu toplantılarda devlet işleri görüşülürdü. yeni kağanın belirlenmesinde söz sahibi olması, toy' un önemini daha da arttırmaktaydı.

BÖRÜ: süvari ağırlıklı Türk ordusu.

ONLUK TEŞKİLAT: Türklerin dünya askeri tarihine katmış oldukları en önemli kavramdır. günümüzde orduların hemen tamamı bu sistem ile düzenlenmektedir.

KÖNİLİK: adaletin karşılığı olarak kullanılır. hükümdarın ve dolayısıyla devletin adil olması, adalet dağıtması şarttır.

OĞUZ KAAN DESTANI: Türk destanlarından, hun - oğuz  destanları grubundadır. oğuz kaan destanı' nın beş ayrı yazması vardır. çağatayca, farsça ve uygurca yazmalardaki oğuz kaan destanı; oğuz boyları, Türk dili, edebiyatı, folkloru, tarihi ve kültürü hakkında bilgi veriri. günümüz Türkçesine Reşid Rahmeti Arat tarafından çevrilerek 1936 yılında yayınlanmıştır. 

ORHUN - YENİSEY KİTABELERİ: göktürk imparatorluğu' nun ünlü hükümdarı bilge kağan devrinden kalma altı adet yazılı dikili taştır. moğolistan' ın kuzeyinde baykal gölü' nün güneyinde, orhun ırmağı vadisindeki koşo saydam gölü yakınlarında yer almaktadırlar. i.s. 8. yüzyıla aittirler. 18. yüzyılda strahlenberger adlı bir isveçli subay tarafından bulunmuş, 19. yüzyılın sonlarında danimarkalı thomsen tarafından okunmuştur.

BALBAL: ölen savaşçıların kurgan denilen mezarlarının etrafına dikilmiş, savaşçının öldürdüğü düşmanları simgeleyen, genellikle bir taş parçasının üzerine yontulmuş bir elinde kılıç, diğer elinde şarap kadehi tutan savaşçı figürlerinden oluşan heykellere verilen ad. eski Türkler De kişinin anılması için mezarının ve ya bazı kurganların etrafına dikilen taş.

TOTEMCİLİK: bir kabilenin atası olarak kabu edilen bir hayvana ya da bir bitkiye tapınma, onu kutsal sayma biçiminde beliren ilkel inançtır.

ŞAMANİZM: ilkel kavimlerde görülen, ruhlarla insanlar arasında aracılık yaptığı ve hastaları iyileştirme gücüne sahip olduğu kabul edilen şamanlar çevresinde yoğunlaşan inanç sistemi.

ŞAMAN / KAM: şaman, ruhlarla insan arasında iletişim transa geçerek sağlayan kişi, bir başka deyişle büyücü rahip demektir. şamanizm' de şaman, babadan oğula geçmek suretiyle din adamı olur. mesleği ile ilgili bilgileri, yaşlı şamandan ders almak suretiyle elde eder. şamanlar, genellikle gelecekten haber vermek, büyü=efsun yapmak, ruhlara kurban sunmak gibi işler yaparlar. ilk olarak 13. yüzyılda kullanılmış olan şaman sözcüğü eski Türkler tarafından kullanılmamıştır. eski çin kaynaklarından öğrenildiğine göre eski Türkler' de şaman sözcüğü yerine kam sözcüğü kullanılmıştır ve dini törenleri yöneten kişiye kam denilmektedir.

TENGRİ: eski Türkçede " gök " ve ya " gök tanrısı " anlamlarına gelmektedir.

SATRAPLIK: perslerde eyalet sistemini ifade etmektedir. eyaletin başında bulunan satraplar, merkezden gönderilen denetleyici memurlar tarafından kontröl altında tutulurdu.

TEOKRASİ: yunanca teo tanrı demektir. kratia / krasia ise yönetme anlamına gelir. yani yönetimin tanrının temsilcileri olduklarına inanılan din adamlarının elinde bulunduğu, dini kökenli toplumsal, siyasi düzen demektir.

SAFRAN: soğanlı çiğdeme benzeyen mor çiçekli bitkidir. eski yunan ve roma' da kokusu ve ilaç etkisiyle çiğneniyor, boya olarak kullanılıyordu.

WANAX: hem ordunun başkomutanı hem başrahip konumundaki kişidir.

HOMEROS: i.ö. 8. yüzyılda yaşamıştır. iyonya bölgesinde ve büyük olasılıkla smyrna ( izmir )' da doğmuştur. homeros hakkındaki bilgilerimiz çok azdır. eserlerinde söz ettiklerinin büyük bölümü ise kazısı yapılan yerleşmelerdeki arkeolojik buluntularla doğrulanmaktadır.

PELOPONNES: yunanistan' ın güney ucu, günümüzde mora yarımadası olarak bilinen yerin antik çağdaki ismidir.

POLİS: antik yunan' da polis hem şehir hem şehir devleti demektir. şehir ve devlet birbiri içine girmiş bir kavramdı. polis, çevre köyleri içine alan ve genellikle doğal sınırlara dayanan siyasi bir topluluktur.

HESİODOS: boiotialı bir çiftçi olup, evrenin oluşumu ve tanrıların soy ağacıyla ilgili görüşlerini mitolojik kavrayışta gösteren bir eser yazmıştır.

MİTOLOJİ: yunanca mitos ( mythos ) masal, efsane; logos söz ve bilgi anlamına gelip, çok tanrılı dinlerde tanrıların yaşantısı ile onların insanlar ve diğer efsanevi yaratıklarla ilişkileri hakkındaki öyküleri kapsayan efsaneler bilgisi demektir.

AMBROSİA: eski yunanlılara göre olympos tanrılarının yiyeceği. mitolojiye göre, baldan tatlı ve güzel kokulu olan bu gıdadan yiyenler ölümsüzlük kazanıyorlardı.

NEKTAR: tanrıların içkisi. onlara ölümsüzlük kazandırır. homeros' a göre nektar kırmızı şarabı andırır. tatlı bir tadı ve hoş kokusu vardır.

MEANDER: kelimenin kökeni menderes nehrine dayanır. geometrik kıvrımlar yapan şerit biçiminde bir bezeme motifidir. mimari süslemeler ve seramik sanatında uygulanmıştır. 

DEMOKRASİ: yunanca demos " halk ", kratein / krasia ise " yönetmek " anlamına gelir. halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimidir.

SOLON: i.ö. 638 - 558 yılları arasında yaşamış atinalı ünlü bir kanun yapıcı, aynı zamanda bir şair.

TYRAN: bazen halk bazen aristokrat ksimin desteğini alarak bir darbeyle iktidara gelen kişi.

THALES: antik dünyanın 7 bilgesinden biri olan filozof, i.ö. 624 - 548 yılları arasında yaşamıştır. lidyalılar ile persler arasındaki kızılırmak savaşı esnasında; i.ö. 28 mayıs 585' deki güneş tutulmasını önceden hesaplamıştır. taraflara, savaşırlarsa günün kararacağını söylerek kazandığı saygınlık sayesinde savaşı durdurduğu söylenir.

PYHTAGORAS / PİSAGOR: i.ö. yaklaşık 582 - 500 yıllarında yaşamıştır. samos ( sisam ) adası' nda doğmuştur. pyhhagoras öğretisinde, evrende her şeyin bir sayı ile ( özellikle tam sayı ) özleştiği öne sürülmüştür. örneğin: 5 rengin, 6 soğuğun, 7 sağlığın, 8 aşkın nedenidir.

AKROPOLİS: yukarı şehir. antik yunan' da şehrin en yüksek ve savunmaya en müsait yerine kurulan iç kale. genellikle sarp bir tepe üzerine inşa edilmiştir.

KUROS: çıplak, genç erkek heykellerine verilen isimdir. giysili kuros heykelleri çok azdır. bu heykellerin başlangıçta tanrı apollon' u betimlediği düşünülmüş ancak, sonra sadece apollon değil, diğer tanrı ve kahramanları ayrıca insanları da tasvir ettiği anlaşılmıştır.

KORE: giysili genç kız heykellerine verilen isimdir.

AGORA: ticari, resmi, adli ve dini fonksiyonları olan alan ve en basit tanımıyla " pazar yeri " demektir.

ANTİK ÇAĞ' DA DÜNYANIN 7 HARİKASI: büyük gize piramidi, babil' in asma bahçeleri, olypia' daki zeus heykeli, ephesos' taki artemis tapınağı, halikarnassos' taki mauosoleum, rodos heykeli, iskenderiye feneri.

EKHİNOS: dor düzeninde abakusun altında kalan dış bükey kesitli silme.

ABAKUS: sütun başlıklarının en üstünde yer alan taş levha.

HİPPODAMOS: i.ö. 500 civarında doğmuştur. kent yönetimi ve ideal bir devletin nasıl olması gerektiğini anlatan bir kitap yazmıştır. şehir topraklarını kamu, sivil ve kutsal olarak üçe bölmüştür.

SATİR / SATYR: yunan mitolojisinde yer alan yarı insan yarı hayvan biçimli yaratıklara verilen isimdir.

AMON RA: mısır' ın baştanrısı.

HELLENİZM: büyük iskender' in asya seferi ile yunan kültürünün yunanistan sınırlarından çıkarak doğu akdeniz ve ön asya' nın eski ve köklü kültürleri ile karışması ve kaynaşması sonucunda oluşan evrensel kültür.

PSEUDODİPTEROS: iki sütun ekseni genişliğinde bir sütun çemberi ile çevrelenmiş tapınak planı.

ALTAR SUNAK: üzerinde kurban kesilen ve tanrıya sunu yapılan, masaya benzer, yüksekçe, genellikle taştan, yuvarlak ve ya dörtgen şeklinde yapılan ve kurban kanlarının akması için bir deliği bulunan mimari öğe. genelde tapınaklarda  ve ya yakınında bulunur. tapınak dışında, tiyatroların orkestrası için ve agoralara yerleştirilmiştir. bazen pergamon altarı gibi süslü ve anıtsal bir yapı biçiminde yapılmıştır.

HERAKLES: babası zeus, annesi ölümlü olan herakles, yunan mitolojisinin en güçlü kahramanıdır. roma dönemi' ndeki adı herkuldür.

HADES: yeraltı tanrısıdır. aynı zamanda antik yunan dünyasında ölümden sonra gidilen yer altı dünyasına bu isim verilmiştir.

OBOL: sikkenin en küçük birimidir.

KHİTON: dikdörtgen bir kumaşın karşılıklı iki kenarının birbirine dikillmesi ya da iğnelerle tutturulmasıyla yapılan ve adeta alt kısmı olmayan bir çuval gibi görünen hem erkek hem de kadınların giydiği bir giysidir.

HYMATİON: kadınlar ve erkeklerin kullandığı uzun ve pelerine benzeyen bir elbisedir.

AENEAS: batı anadoluda ki troya savaşı' nın kaybedilmesinden sonra, yıkımdan kurtulabilen troyalı kahramandır. efsanesi romalı yazar vergilius tarafından aeneas adıyla kaleme alınmıştır. bu efsanede troya savaşı' ndan kurtulanları yöneten aeneas, pek çok maceradan sonra italya' ya ulaşmıştır.

LATİNLER: italya' nın kuzeyindeki latium bölgesinin yerli halkıdır.

ETRÜSKLER: kuzey italya' da demir çağı' nda kurulan bir kültür. etrüsklerin muhtemelen anadolu kökenli olduğu da öne sürülmüştür.

ROMA KOLONİLERİ: yeni ele geçirilen topraklarda stratejik noktalarda yeni bir kent kurarak ve ya nüfusu yabancı olan mevcut kentlere roma vatandaşları yerleştirilerek, bölgenin etnik açıdan romalaştırılması ve idare altına alınması amaçlı kentlerdir.

KARTACA DEVLETİ: fenikeli kolonistlerce kuzey afrika' da kurulmuştu. başkenti bugünkü tunus' ta bulunan kartaca devleti, kuzey afrika' nın batısına, ispanya ve fransa' nın deniz kıyısı bölgelerine ve adalara sahip güçlü bir devletti.

DİKTATÖR: olağanüstü durumlarda, kriz sonuçlanana kadar senato tarafından bütün yetkilerin devredildiği ve kararlarının sorgulanamadığı, genellikle o senenin konsülü olan lider.

MAKEDONYA KRALLIĞI: balkanların kuzeyinde bugünkü yunanistan' ın kuzeyi ile bulgaristan' ı kapsayan hellenistik dönem krallığı.

PERGAMON ( BERGAMA ) KRALLIĞI: batı anadolu' da kurulan ve başkentinden ismini alan hellenistik krallık.

SELEUKOS KRALLIĞI: anadolu' nun güneyi ve modern suriye toprakları ile çevresini yöneten başkenti antiokhia ( antakya ) olan helenistik krallık.

RODOS CUMHURİYETİ: rodos adası ve anadolu' nun güneybatı sahil şeridinde bazı yerleri yöneten hellenistik dönem devleti.

PATRİCİUS, ( ÇOĞULU PATRİCİİ ): roma kentinin yerel aristokrarisi.

COMİTİA CURİATA: üyelerini pariciusların oluşturduğu meclis.

KONSÜL: devleti yönetmek için comitia curiata üyeleri arasından her yıl seçilen iki üye.

SENATUS ( SENATO ): üyeleri paticiuslar arasından konsüller tarafından seçilen meclis.

PLEP: köken olarak aşağı tabakadan gelen ve ya sonradan roma vatandışlığına alınan yurttaşlar.

COMİTİA TRİBUTA: delegelerin roma kenti çevresindeki yerleşim birimlerinden seçilerek gelmelerini esas alan ve plepler tarafından kurulan meclis.

PROLETARİA: şehirlerde yaşayan yersiz, yurtsuz ve çoğu zaman işsiz insan kitlelerinden oluşan sınıf.

OPTİMATLAR: kan bağı. memuriyet ve ya büyük toprak sahipliği vasıflarıyla, güç ve sonrasında asalet unvanları kazanan eki patricius ve plepler ile memurlardan oluşan sınıf.

ATLILAR ( EQUESTRİİ ): para zenginliği ile asil ünvanı kazanan sınıf.

PROKONSÜL VE YA PROPRAETOR: bir provinciayı yönetmek için gönderilen vali.

PONTUS KRALLIĞI: anadolu' nun orta ve doğu karadeniz bölgelerinde kurulan hellenistik dönem krallığı.

TRİUMVİRLİK: devlet yönetiminin üç kişi arasında paylaşılması.

CİCERO: yazdığı pek çok kitabı günümüze ulaşmış ünlü romali hatip, avukat  ve devlet adamı.

PRAETORİA: saray muhafızları birliği.

LİMES: sınır boyunda kurulan kaleler ve surlardan oluşan savunma sistemi.

DİOECESİS:  eyaletlerin toplandığı büyük idari bölge.

SEBASTEİON: tanrıça roma ve tanrılaşmış roma imparatoruna tapmak için inşa edilen tapınak.

SYNKRETİK: pek çok değişik pagan tanrısının kültleri ve dolayısıyla özelliklerinin birleştirilmesi ile ortaya çıkan karışık kültler.

ZAFER TAKI: bir zaferi kutlamak için inşa edilen anıtsal kapı.

ROMA HAMAMLARI: sadece yıkanma amacıyla sınırlı kalmayan, eğitim, spor ve kültürel faaliyetler içinde kullanılan çok mekanlı ve çok amaçlı büyük yapılar.

BASİLİKA: mahkeme ve borsa binası.

ROMA TİYATROSU: oturma yerleri ve sahnesi yarım daire planlı ve genellikle sahne binası taştan inşa edilerek ana binayla organik olarak bağlı bulunan tiyatro yapısı.

AMFİTİYATRO: planı tam daire şeklinde olan tiyatro yapısı, Türkiye' de bu form nadir olarak kullanılmıştır, yarım daire planlı tiyatroların bu kelime ile adlandırılması yanlıştır.

AQUADUKT: suyun arazideki eğimleri ve çukur yerleri aşması için inşa edilen kemerler üzerinde yükselen su köprüleri.

ATRİUMLU EV: odaları merkezi ve tepesi açık bir avlunun etrafında yer alan ev planı tipi.

ARİANİSM: hristiyan inancında bir akım olup, iskenderiyeli ( mısır ) rahip ariyus' tan adını almaktadır. bu akım temel olarak oğul' un, baba' nın tanrısallığına katılmayıp, baba' ya bağımlı olduğunu ileri sürüyordu. buna göre oğul, baba' nın sadece ilk ve en yüce yaratığıdır. çünkü var olmadığı bir zamanda olmuştur.

KONSİL: hristiyan din önderlerinin, hristiyanlıkla ilgili tartışmalı konuları aydınlatmak ve bir sonuca bağlamak için tartışılacak konunun önemi ve ilgilendirdiği bölge oranında düzenledikleri büyük toplantılardır.

VASALLIK: ortaçağ avrupasında feodal sistemin özünü oluşturan kurum. vasal statüsündeki bağlaşık ile bağlılık yemini ettiği lordu arasındaki karşılıklı bazı yükümlülüklerin yerine getirildiği feodal sözleşme gereği vasal krala ya da güçlü bir soyluya askeri hizmet yemini eder ve karşılığında lordundan bazı güvenceler beklerdi. bunlardan en önemlisi lordların kılıç vasallarına vergi gelirlerinin bir kısmını tasarruf edebilecekleri bir fiefi yani araziyi bağışlamalarıydı.

CAESOROPAPİSTİK: tevrat' taki david ( davud ) gibi rahip - kral yönetici modelidir.

FİEF: lord tarafından vasala verilen toprağın adıdır. fief elde eden vasal, kendi fiefi üzerinde başkalarına fief tanıyabiliyordu.

SERF: feodal dönemde güçlü beylerin, derebeylerinin, lordların arazilerinde çalışan ve onların mülkü sayılan, toprakla uğraşan köylülerdir. bu insanlar topraktan aldıkları hasılatın bir bölümünü kendileri kullanırken bir kısmını da güvenlikleri için lordlara verirlerdi.

DÜKALIK: bir krallık içerisindeki en büyük toprak parçasıdır. bunların sayıları bir kaç taneyi geçmez.

KİLİSE KANONU: roma kilisesinin kendi içindeki düzenlemeleri yürütmek üzere oluşturulmuş olduğu kanunları anlatmak için kullanılan bir terimdir. genelde bu kanunlar ara sıra toplanan kilise meclislerinde görüşülen sorunları çözmek amacıyla alınan kararlar ya da önlemlerdir.

PONTİF ( EX ) MAXİMUS: eskiçağ' daki roma imparatorluğu dönemi' nde imparatorların taşıdığı dinsel nitelikte bir ünvandır. imparatorlar en yüksek idareci olduğu gibi en yüksek ruhani lider idi. bu yüzden, büyük dini görevli anlamına gelen bu ünvanı kullanmışlardır. ortaçağ' da ise bu paye, dinsel işleri yürüten roma' nın mirasçısı papalar tarafından taşınmıştır.

RUHBAN SINIFI: hristiyanlıkta tanrı ile kul arasında kendilerine yine tanrı tarafından yetki verildiğine inanılan, bu yetkililere dayanarak standartlar koyan, bu standartlara uyulmasının tanrı' ya ulaştığını öne süren sınıftır.

KARDİNAL: katolik kilisesine bağlı başpapazlardır.

INVESTİTURE: piskopoaların imparator huzurunda resmi bir törenle makam sembolü olan yüzük ve asayla donatılması uygulamasıdır.

SİMONİ: kilise makamlarının para ile satın alınması uygulamasıdır.

ENDÜLJANS: tam kurtuluş için afedilmeyen günahların cezasının bağışlanması.

DOMESDAY BOOK: kıyamet kitabı. guillaume döneminde ingiltere' de yapılan mal ve nüfus sayımı sonucunda ortaya çıkan kitaba verilen ad. bu adın verilmesinin nedeni ise tanrı' nın sorgusundan kaçılamayacağı gibi guillaume' un vergi memurlarından da kaçılamayacağı gerçeğinin vurgulanmak istenmesidir.

*** veba salgını avrupa nüfusunun 2/5' ini yok ettiğinden bu hastalığa halk arasında " kara ölüm" adı verilmiştir.

BURJUVAZİ: yeniçağ batı avrupası' nın sınıfsal yapısı içinde yükselen sınıfı oluşturan, zenginliği ticarete dayalı olan, ekonomik yapıda üstünlüğü ele geçiren ve sonrasında siyasal yapıda hak arayışları içine giren, döneme damgasını vuran bir sınıf.
 
İŞÇİ SINIFI: yeniçağ avrupası' nda ekonomik ve sosyal yapıda meydana gelen değişimle birlikte ortaya çıkan ve imalathanelerde iş bölümü esasına göre çalışan, ücret karşılığı emeklerini satarak geçinen yeni sınıfa verilen isim. bu sınıfı oluşturanlar serfler ve zanaatçılardı.

KAPİTALİZM: yeniçağ' da batı avrupa' da ortaya çıkan, üretici güçlerin üretim araçlarından ayrılığı esasına dayanan, sermaye sahibi girişimci bir sınıf ile işçi sınıfının ekonomik ilişkisine dayalı sisteme verilen isim.

KAPİTALİST SINIF: yeniçağ' da batı avrupa' da ortaya çıkan, ekonomik sistemin değişmesini sağlayan sermaye sahibi, girişimci sınıf.

FİYAT DEVRİMİ: coğrafi keşifler sonucu keşfedilen yerlerden oldukça düşük bir maliyetle elde edilen değerli madenlerin avrupa' ya taşınması ile birlikte bu madenlerin ve dolayısıyla paranın değerinde ani bir düşüş yaşandı. bu durum alım gücünü azaltırken temel ihtiyaç maddelerinin fiyatının artmasına yol açtı. 16. yüzyılda fiyatlarda yaşanan bu ani artış fiyat devrimi olarak adlandırılmıştır.

MUTLAK MONARŞİ: kapitalist sistemle birlikte ortaya çıkan yeni yönetim biçimine verilen isim. kral, burjuvazinin desteği ile feodal özerkliklere karşı iktidarını güçlendirerek, çok başlı feodal siyasal yapılanmaya son verecek ve merkezi mutlak yönetimini yerleştirecektir. böylece değişen ekonomik yapıya uygun bir yönetim biçimi oluşturacaktır ki bu yönetim biçimi, ilk aşamada mutlak monarşi olacaktır.

ANGLİKANİZM: ingiltere' de reform hareketleri sonrası ortaya çıkan kalvenizm ve katolikliğin birleşmesinden oluşan yeni bir mezhepdir. kral VIII. hanri eşinden boşanabilmek için bu mezhebi ve kilisesini kurmuştur. kraliçe I. elizabeth döneminde ( 1588 - 1603 ) ise resmi mezhep olarak tanınmıştır. 

HÜMANİZM: latince kökenli bir kelime olup " insancılık " anlamına gelmektedir. rönesans avrupası' nda antik dönem metinlerinin incelenmesiyle ortaya çıkan, insanı temel alan, insanın her şeyin olduğunu kabul eden düşünce akımına verilen isimdir. hümanizm, öte dünya görüşüne karşılık bu dünya görüşünü öne çıkarır. insan, evrenin merkezinde Tanrı' nın yerini alır. hümanizmle, bireycilik ve laiklik gibi görüşler ön plana çıkar.

ÜTOPYA: büyük ölçüde zihinde tasarlanmış, olması istenen, düşlenen ya da bazı verilerden yola çıkarak olacağı kabul edilen düşler, istekler.

RÖNESANS: 15. ve 16. yüzyılda avrupa' da edebiyat ve güzel sanatlar alanındaki yeniliklerin ve sanat anlayışının tümüne rönesans denir. rönesans, ortaçağ kültürü ve sanatının reddedilmesi ve antik dönem sanat ve kültürünün yeniden diritilmesi anlayışından dolayı yeniden doğuş olarak nitelendirilmiştir. bu, genel olarak ortaçağ' ın, karanlık çağ olarak kabul edilme yanlış anlayışından dolayı kaynaklanmaktadır. oysa ortaçağ' ında kendine özgü bir sanat ve kültür anlayışı vardır. bu dönem sanat anlayışının reddedilmesinin altında başka nedenler yatmaktadır. esas olan, egemen sınıfın kendi kültürünü yaratma çabasıdır.

MANİYERİZM: 16. yüzyılın ikinci yarısında rönesans sanatına karşı duyulan bir tepkinin sonucunda ortaya çıkmıştır. maniyerizm, rönesans' ın insanı ön plana alan, sıkı bir geometriye dayanan akılcı tutumuna karşı çıkma, katı kalıpları yıkma eylemidir.

REFORM: daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik, iyileştirme, düzeltme, ıslahat anlamlarına gelmektedir. reform, 16. yüzyıl başlarından itibaren katolik kilisesi' nin yozlaşmasına karşı çıkışla başlayan ve protestanlık mezhebinin ortaya çıkışına yol açan, dinsel bir harekettir. önce almanya' da, daha sonra fransa, ingiltere ve kuzey avrupa ülkelerinde etkili olmuştur.

AYDINLANMA FELSEFESİ: avrupa' da 17. yüzyıl ortalarından 19. yüzyılın ilk yarısına kadar süren rönesans, reform, hümanizma akımlarıyla bağlantılı bir fikir hareketidir. aydınlanma çağı' nın, siyaset bilimine önemli katkısı, siyasi iktidarın kaynağının tanrısal kökenli olmayıp halka ait olduğunun kabul edilmesidir.

SANAYİ TOPLUMU: hemen her alanda üretim sürecinin makineleştiği ve toplum yaşamının da buna göre şekillendiği bir ekonomiye sahip toplum.

DEVRİM: varolan siyasal, teknolojik vb. bir düzenin ortadan kaldırılıp, yerine yeni ve köklü değişiklikler içeren bir düzenin konmasıdır.

SÖMÜRGECİLİK: bir ülkenin, bir başka devleti ve ya toplumu siyasal bakımdan egemenliği altına alarak, doğal kaynakları ve pazarları üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda hakimiyet kurması.

LONCA: aynı meslek grubuna bağlı zanaatkarların oluşturduğu, rekabeti önleyici şekilde kaynakların, üretimin, fiyatların kendi içlerinde sıkı bir disiplinle kontröl edildiği ve piyasa üzerinde devlet kontrölünü sağlar nitelikteki, mesleki birlik.

PLANTASYON: sınai mallarının üretiminde kullanılan tarım ürünlerinin ( pamuk, çay, kahve vb. ) geniş ölçekli olarak yetiştirildiği işletme.

LİBERALİZM: temelinde " özgürlük " kavramının şekilendirdiği, düşünce özgürlüğü çerçevesinde, bireylerin ifade özgürlüğünü, sınırlamalar olmaksızın özel girişimciliğin  ve serbest piyasa koşullarının ekonomik alanda geçerliliğini sağlamayı amaçlayan ve bu amaçların gerçekleşmesine yönelik olarak, toplumsal yaşama devlet vb. kurumların müdahalelerini en asgari seviye de tutmayı ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir toplum düzenini hedefleyen öğreti.

OLİGARŞİ: siyasal gücün küçük bir gruba ait olduğu yönetim biçimi.

DOMİNYON: eskiden britanya imparatorluğu' na ya da commonwealth' e bağlı ülkeleri belirten terim. bu devletler kanada, yeni zelanda, avustralya, güney afrika birliği, irlanda ve newfoundland' dır. bunlar yasal açıdan özerk olmakla ve dış işlerinin yönetimini kendileri üstlenmekle, büyük britanya imparatorunu hükümdar olarak kabul ediyorlardı. dominyon teriminin yerine 1947' den sonra " commonwealth üyesi " ya da " comnonwealth devleti " terimi kullanılmaya başlandı.

MANDA: dünya siyasi tarihinde I. dünya savaşı' ndan sonra kullanılmaya başlayan bu terim, kelime anlamı olarak latince " madatum ", fransızca " manda " kelimelerinden gelmekte olup özellikle " vekalet " anlamında kullanılmaya başlanmıştır.

LOCARNO ANTLAŞMALARI ( 16 EKİM 1925 ): almanya başbakanı streseman' ın 1925 şubatında fransa, ingiltere, italya ve almanya arasında bir saldırmazlık paktı imzalanması teklifiyle başlayan görüşmeler, 16 ekim 1925' te isvişre' de locarno antlaşmalarının imzalanmasıyla sonuçlandı. belgelerden bir almanya, belçika, fransa, ingiltere ve italya arasında olup almanya- fransa, almanya-belçika sınırlarını kesinleştiriyordu. yine beş devlet arasında imzalanan diğer anlaşmayla da ingiltere ve italya birinci anlaşmayı garanti altına alıyordu. birinici ve ikinci belgelerle almanya' nın sadece batı sınırları söz konusuydu ve almanya sadece bu sınırlar hakkında garanti vermiş, ancak doğu sınırları yani polonya ve çekoslovakya ile ilgili bir garanti vermemişti. fransa aynı gün polonya ve çekoslovakya ile imzaladığı anlaşmalarla bunların almanya ile olan sınırlarına garanti verdi. bu anlaşmalar, almanya' yı tekrar uluslararası işbirliğine sokması bakımından iki savaş arası dönemin önemli bir dönüm noktasıdır.

FAŞİZM: italyanca  " fascio " sözcüğünden gelmektedir. bu sözcüğün asıl anlamı çubuk demeti bağıdır. mecazi olarak ise siyasal birlik anlamaında kullanılır. aslında siyasal ilkelere dayanmamaktadır. devlet otoritesini sağlamlaştırmak ve zaferden elde edilen sonuçları korumak amacıyla hareket eden siyasal bir akımdan başka bir şey  değildir. bunun dışında bağlanmak istediği siyasal kurallar ulusalcılık ve emperyalizmdir. 


 

 

ziyaretçinin IP adresini gösterir:23.23.54.109 ziyaretçinin tarayıcısının ne olduğunu gösterir: CCBot/2.0 (http://commoncrawl.org/faq/) ziyaretçinin hangi alt sayfada olduğunu gösterir: http://hasanorenmaden.tr.gg/Uygarl%26%23305%3Bk-Tarihi.htm alt sayfanın başlığını gösterir: Uygarlık Tarihi en son görülen web sitesinin alanını gösteren haneyi gösterir (für frame yönlendirmesi mevcut olan sayfalarda etkilidir: sayfanın bugünkü tıklanma sayısını gösterir: 306 sayfanın bugünkü ziyaretçi sayısını gösterir: 21 sayfanın toplam tıklanma sayısını gösterir: 226447 sayfanın toplam ziyaretçi sayısını gösterir: 83026 ziyaretçinin bulunduğu "ülke kodunu" gösterir. Almanya'da bulunan bir ziyaretçinin "ülke kodu" mesela "de"dir: us ziyaretçinin bulunduğu ülkenin büyük boy bir resmini gösterir.: us Copy and WIN : http://ow.ly/KNICZ