HOŞGELDİNİZ!.
Ceyhan Maden.

Hukuka Giriş

                                                                                    HUKUKUN TANIMI
Bir görüşe göre toplumu düzen altına alan ve devlet yaptırımı ile kuvvetlendirilmiş bulunan kuralların bütünüdür.
Diğer bir görüşe göre hukuk, toplum hayatında kişilerin birbirleriyle ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen ve uyulması kamu kudreti ile desteklenmiş bulunan sosyal kurallar bütünüdür.
Üçüncü bir görüşe göre toplum halinde yaşayan kişilerin sosyal bakımdan önemli olan davranışlarını düzenleyen, ortak hayatın huzur, sükun ve karşı kurallarının tümü olarak tanımlanmaktadır.
SOSYAL HAYAT
Ünlü yunan filozofu ARİSTO “ insan sosyal bir hayvandır “ sözüyle insanın toplum dışında yaşayabilmesi için ya tanrı ya da canavar olması gerektiğini açıkta belirtmiştir.
Aslında önemli olan sosyal hayatın kapsamı değil, bizzat mevcut olmasıdır. Bu konular üzerinde durmak, onları enine boyuna incelemek kukuk biliminin konusuna girmez. Bu konularla sosyoloji bilimi uğraşır.
Sosyal hayatı düzenlemekte olan kurallara uygun biçimde davranmadığımız, onların yap dediğini yapmadımız ve ya yapma dediğini yaptığımız takdirde karşılaştığımız tepkiye yaptırım ( müeyyide ) denir.
SOSYAL HAYATI DÜZENLEYEN KURALLAR
1 din kuralları
2 ahlak kuralları
3 görgü kuralları
4 kukuk kuralları
Din kuralları
Tanım: Allah tarafından konulmuş ve peygamberler vasıtasıyla kutsal kitap lar içinde bizlere ulaştırılmış bulunan bir takım emir ve yasaklardan oluşmaktadır.
Din kurallarının bir kısmı Allah ile onun kulları olan insanlar arasındaki ilişkileri ( uhrevi ilişkileri ) düzenlerler.
Bir kısım din kuralları ise, dünyevi ilişkileri, yani insanların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemektedir.
Ahlak kuralları
Tanım: sosyal hayatta kişilerin birbirleriyle olan sosyal ilişkilerini düzenleyen kurallardır. İki kısım ahlak kuralları vardır. Bunlar;
Subjektif ahlak kuralları; kişilerin bizzat kendi nefislerine karşı nasıl davranmaları gerektiğini belirten kurallardır. Yalan söylememek, kötü hisler beslememek, iyi insan olmak şartını koşan kurallara da değinir.
Objektif ahlak kuralları; sosyal hayatta kişilerin birbirleriyle olan sosyal ilişkilerindeki davranış biçimlerini belirten kurallardır. Yoksul durumda olan bir kimsenin yardımına koşmayı, başkalarının şeref ve haysiyetine karşı saygılı olmayı, başkalarının canına, malına ve namusuna göz dikmemeyi, verilmiş bir söze sadık kalmayı emreden ahlak kuralları olarak bilinen yani insanlar arası sosyal ilişkilerle ilgili kurallardır.
 
Görgü kuralları ( muaşeret )
Tanım: din ve ahlak kuralları gibi sosyal ilişkileri düzenlemekte olan kurallardır.
Bir toplantıda konuşurken , bir ziyafette yemek yerken, bir törene katılırken nelere dikkat edeceğiz, karşımızdakilere nasıl davranacağız? Büyüklerimizle ve ya küçüklerimizle olan ilişkilerimizde davranışlarımız nasıl olacaktır? Gibi sorulara cevap arar ve cevap verir.
Hukuk kuralları
Tanım: sosyal hayatta kişiler ile toplum arasındaki ilişkileri düzenleyen, maddi yaptırımlı, yani uyulması zorunlu olan kurallar bütünüdür.
Medeni kanununun 365. Hükmüne göre; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy ve altsoyuna ve kardeşlerine yardım etmekle yükümlüdür. Bu duruma hukukta nafaka yükümlülüğü denir.
Nafaka alacaklısı; nafaka yükümlüsünün bakmakla yükümlü olduğu üstsoy ve altsoy ve kardeşleridir.
Nafaka yükümlüsü; üstsoy ve altsoy ve kardeşleri gibi herhangi birilerine kanun zoruyla yardım yapan kişi ve ya kişilerdir.
Yargı organı ( mahkeme ); nafaka yükümlüsüne, nafaka alacaklısına yardım etmeyi emreden kurumdur.
Cebri icra: nafaka yükümlüsünün mahkeme kararına karşı çıkarak yardım etmediği durumda mahkemece icra yoluyla alınıp nafaka alacaklısına verdiği tahsil türüdür.
 
HUKUKUN DİĞER SOSYAL KURALLAR İLE İLİŞKİSİ
Hukuk kurallarının koyduğu emir ve yasaklar, diğer sosyal kuralların, özellikle din ve ahlak kurallarının emir ve yasaklarıyla büyük ölçüde benzerlik gösterir.
 
 HUKUK: sosyal hayatı düzenleyen maddi yaptırımlı kurallar bütünüdür.

SOSYAL İLİŞKİLER: sosyal hayatta gelişen ilişkilerdir.

SOSYAL KURALLAR: sosyal ilişkileri düzene sokan kurallardır.

YAPTIRIM ( MÜEYYİDE ): sosyal kurallara uyulmadığında karşılaşılan tepkidir.

SUBJEKTİF AHLAK KURALLARI: kendi nefsimize karşı nasıl davranmamız gerektiğini belirten ahlak kurallarıdır.

OBJEKTİF AHLAK KURALLARI: sosyal hayatta kişilerin birbirleri ile ilişkilerinde nasıl davranmaları gerektiğini belirten ahlak kurallarıdır.

NAFAKA YÜKÜMLÜLÜĞÜ: yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşlerine yardım etmekle yükümlü olmaktır.

NAFAKA ALACAKLISI: yoksulluk içinde bulunan altsoy, üstsoy ve ya kardeşleridir.

YARGI ORANI: bir kimseyi hukuk kurallarına uygun davranmaya zorlayan devlet organıdır.

CEBRİ İCRA: hukuk kurallarına uymayan bir kimsenin, devlet zoru ile bu kuralın gereğinin yerine getirtmesidir.

YAPTIRIM ( MÜEYYİDE): herhangi bir kuralın koymuş olduğu emir ve yasaklara uygun surette hareket etmeme, onun yap dediğini yapmama ve ya yapma dediğini yapma halinde karşılaşılacak olan tepkidir.

MANEVİ YAPTIRIM: hukuk kuralları dışındaki diğer sosyal kurallara uyulmadığında karşılaşılacak tepkidir.

MADDİ YAPTIRIM: hukuk kurallarına uyulmadığında karşılaşılacak tepkidir.

CEZA: kanunun suç işleyen kişiye uygulanmasını öngördüğü yaptırımdır.

DİSİPLİN CEZALARI: belli bir statü içinde bulunan kimselere hizmetle ve iç düzenle ilgili kurallara aykırı davranmaları halinde uygulanan cezadır.

CEBRİ İCRA: borcunu yerine getirmeyen kimseyi borcunu yerine getirmeye zorlama biçiminde bir yaptırımdır.

TAZMİNAT: hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödettirilmesi biçiminde bir yaptırımdır.

HÜKÜMSÜZLÜK: bir hukuki işlemin, kanunun öngördüğü şekilde yapılmaması ve ya kanuna aykırı olarak yapılması halinde hukuki sonuç doğurmamasıdır.

İPTAL: hukuk kurallarına akırı olarak yapılmış bir idari işlemin yargı organı kararıyla ortadan kaldırılmasıdır.

HUKUKUN SİSTEMİ: kapsam ve özellikleri açısından birbirinden farklı olan çeşitli ilişkileri hukuk kurallarını düzen ve ayırıma tabi tutmaktır.

İNSAN HAKLARI: insanların salt insan olmaları sıfatıyla doğuştan sahip oldukları dokunulmaz, devredilemez ve vazgeçilemez hak ve özgürlükleridir.

ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ: ırk, din, dil ayrımı yapılmaksızın, Türk vatan ve milletinin bölünmez bir bütün olduğu, Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin Türk sayılmasıdır.

DEMOKRATİK DEVLET: halkın devlet yönetimine katılması esasına dayanan devlettir.

LAİKLİK: dünya ve devlet işlerinin din işlerinden ve dini otoriteden arındırılarak bağımsız hale getririlmesidir.

SOSYAL DEVLET: bireylerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adalaet ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.

YASAMA ORGANI: yasa yapma yetkisine sahip organdır.

YASAMA SORUMSUZLUĞU: TBMM üyelerinin meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, ve ileri sürdükleri düşüncelerden ve bunların meclis dışında tekrarından ve açıklanmasından sorumlu olmamasıdır.

YASAMA DOKUNULMAZLIĞI: TBMM üyelerinin seçimden önce ve ya sonra işledikleri ileri sürülen suçlar nedeniyle, meclis kararı olmaksızın tutulamamaları, sorguya çekilememeleri, tutuklanamamaları ve yargılanamamalarıdır.

GENEL İDARE: bütün ülkeyi kapsayan idaredir.

MAHALLİ İDARE: köy, kasaba ve şehir adı verilen belli yerleşim alanlarındaki halkın yerel ihtiyaçlarını gidermek üzere, çeşitli kamu hizmetleri yürüten kuruluşlardır.

MEMUR: kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yapmak üzere atanmış olan kişilerdir.

İDARİ İŞLEM: idarenin idare hukuku alanında bir hukuki sonuç doğurmak ve ya doğmuş olan bir hukuki sonucu belirtmek üzere yaptığı tek taraflı bir işlemdir.

İDARİ SÖZLEŞME: idarenin idare hukukunca düzenlenen sözleşmeleridir.

SUÇ: cezai yaptırıma bağlanmış olan fiilerdir.

İHMAL: gereken ilgiyi göstermemedir.

İCRA: yapmak.

KAST: yasanın suç saydığı bir fiili bilerek isteyerek işleme iradesidir.

TAKSİR: yasanın suç saydığı bir eylemi, onun sonuçlarını bilmeden ve istemeden işlemektir.

CEZA: kanunun suç işleyen kimseye uygulanmasını öngördüğü yaptırımdır.

YARGI: hukuk kurallarının bağımsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanmasıdır.

ADLİ YARGI: adli mahkemelerdeki yargıdır.

DAVACI: mahkemeye başvurarak dava açan taraftır.

DAVALI: davacı tarafından kendisine dava açılan kişidir.

İFLAS: iflasın açılması ile, müflisin haczi mümkün bütün mal ve haklarının oluşturduğu bütündür.

MÜFLİS: iflasın açılmasıyla borçluya verilen addir.

İFLAS MASASI: iflasın açılması ilk müflisin haczi münkün  bütün mal ve haklarının oluşturduğu bütündür.

VERGİ: devletin kamu harcamalarına halkın parasal katılımıdır.

İŞYERİ: işin yapıldığı yerdir.

İŞÇİ: hizmet akdine dayanarak çalışan kişidir.

İŞVEREN: işçi sayılan kimseleri çalıştıran gerçek ve ya tüzel kişilere ve tüzelkişiliği olmayan kamu kuruluşlarıdır.

SENDİKA: işçilerin ve ya işverenlerin ortak ekonomiki, sosyal hak ve menfaatini korumak ve geliştirmek amacıyla oluşturulmuş tüzel kişiliğe sahip mesleki kuruluşlardır.

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ: işçi sendikaları ile iş verenler ve ya işveren sendikaları arasında akdedilen ve iş şartları ile taraftarın hak ve borçlarını düzenleyen yazılı anlaşmadır.

GREV: işçilerin bir işyerinde ve ya iş kolunda hiç çalışmamak, faaliyeti durdurmak ve ya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla toplu olarak işi bırakmalarıdır.

LOKAVT: bir iş yerinde ve ya iş kolunda, faaliyetin tamamen durmasına neden olacak şekilde, işçilerin işveren tarafından topluca işten uzaklaştırılmalarıdır.

DOKTRİN: ilmi görüşlerdir.

MİRAS ( TEREKE ): miras bırakanın mal varlığının toplamıdır.

AYNİ HAK: eşya üzerinde doğrudan doğruya mutlak egemenlik yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haktır.

BORÇ İLİŞKİSİ: iki taraf arasında doğan ve bunlardan birinin diğerine karşı bir edimi yükümlendiği ilişkidir.

EDİM: borçlunun yerine getirmekle yükümlü bulunduğu davranış biçimidir.

TACİR: bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.

ESNAF: ister gezici, ister bir dükkan ve ya sokağın belli bir yerinde sabit olsun, iktisadi faaliyeti nakdi sermayeden çok bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir.

ŞİRKET: iki ve ya daha çok kişinin, emeklerini ve mallarını ortak bir amaca ulaşmak için birleştirmeleridir.

KIYMETLİ EVRAK: yazılı hakkın senede bağlandığı ve senetten ayrı olarak devredilmesinin mümkün olmadığı senetlerdir.

KAMBİYO SENEDİ: poliçe, çek ve bono.

CİRO: kıymetli evrakta hak sahibi tarafından senette yazılı hakkın devredilmesi, rehnedilmesi ve ya tahsili için yapılan irade açıklamasıdır.

DONATAN: gemisini deniz ticaretinde kullanan gemi sahibidir.

NAVLUN SÖZLEŞMESİ: deniz yoluyla eşya taşımak üzere yapılan sözleşmedir.

SİGORTA: bir şeyin ya da bir kimsenin, herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için, önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı sözleşmedir.

UYRUKLUK: kişileri ve ya şeyleri devlete bağlayan hukuki bağdır.

VATANDAŞLIK: gerçek kişileri devlete bağlayan siyasi bağdır.

HUKUKUN ŞEKLİ KAYNAKLARI: hukuk kurallarının, sosyal düzenleme içinde varlık kazanmak için büründüğü şekillerdir.

MEVZUAT: yasa, tüzük, yönetmelik diğer hukuk kurallarının tümüdür.

KANUN: yasama organı tarafından yazılı olarak ve bu ad altında çıkarılan genel, sürekli ve soyut hukuk kuralıdır.

KANUN TASARISI: bakanlar kurulunun hazırlayarak TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ' ne sunduğu kanun projeleridir.

KANUN TEKLİFİ: TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ üyelerinin sundukları kanun projeleri.

RESMİ GAZETE: başbakanlık tarafından çıkarılan ve kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin, tüzüklerin ve bazı yönetmeliklerin yayımlandığı gazetedir.

KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME: TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ' nin çıkardığı yetki kanununa dayanarak, bakanlar kurulunca belli konuları düzenlemek üzere çıkarılan yazılı hukuk kuralları.

TÜZÜK: bir kanunun uygulanmasını göstermek ve ya emrettiği işleri belirtmek üzere, kanuna aykırı olmamak şartıyla v e danıştay' ın incelenmesinden geçirilerek bakanlar kurulunca çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.

YÖNETMELİK: devlet örgütü içinde bulunan çeşitli kurum ve kuruluşların daha çok kendi alanlarını ilgilendiren, çalışma yöntemlerini düzenleyen kukuk kurallarıdır. 

ÖRF VE ADET: topluluk içerisinde kök salmış olup, uyulması gerektiği geleneklerdir.

PAFTOS: başkasına ait bir arazide bağ yetiştirme.

BİLİMSELGÖRÜŞ: hukuk bilginlerinin hukuki sorunlarda ileri sürdükleri giriş, düşünce ve kanaatlardır.

YARGISAL KARAR: anlaşmazlık konusu hukuki bir olayın çözümü için mahkemece verilmiş olan karar.

HAK: hukuken korunan yarardır.

MÜLKİYET HAKKI: kişinin şey üzerinde egemenliğidir.

KAMU HAKLARI: kamu hukukundan doğan haktır.

ÖZEL HAKLAR:  özel hukuktan doğan haktır.

KİŞİSEL HAK: kişinin maddi ve manevi tüm varlığı ile iligii oaln ve varlığın serbestçe geliştirilmesi amacına yönelik olan haktır.

SOSYAL VE EKONOMİK HAK: kişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle ilgili haktır. 

SİYASAL HAK: devletin yönetimine ve siyasal kuruluşlara katılmaya yönelik haktır.

MUTLAK HAK: sahibine maddi ve maddi olmayan bütün mallar ie kişiler üzerinde en geniş yetkiler veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haktır.

EŞYA:  maddi mallardır.

İRTİFAK HAKKI: bir eşyayı sadece kullanma ve ondan yararlanma yetkisi sağlayan ayni haktır.

İNTİFA HAKKI: yararlanma hakkı, başkasına ait malları kullanma ve bunlardan yararlanma yetkisi veren haktır.

REHİN HAKKI: bir alacağın yerine getirilmemesi durumunda, hak sahibine, belli bir malı sattırma yetkisi veren haktır.

FİKRİ HAK: bir kimse tarafından yaratılan yapıt üzerindeki düşünsel haktır.

TELİF HAKKI: yazar hakkıdır.

PATENT: bulgu belgesidir.

VELAYET: ergin olmayan çocuklar üzerinde ana ve babay tanınmış olan mutlak haktır.

NİSBİ HAK: belirli kişilere karşı ileri sürülebilen haktır.

HAKSIZ FİİL: bir kimseden, hukuk kurallarına aykırı ve zarar verici davranışlardır.

HAKKIN KAZANILMASI: bir hakkın bir kişiye bağlanması.

HUKUKİ OLAY: hukuki sonuç doğuran ve insan iradesi dışında gerçekleşen olay.

HUKUKİ FİİL: hukuki sonuç doğuran ve insan iradesi ile gerçekleşen olaydır.

HUKUKİ İŞLEM: bir ve ya birden fazla kimsenin hukuki bir sonuca yönetilmiş irade açıklamasıdır.

ASLEN KAZANMA: bir hakkın, kimseye ait olmayan bir hakkı kendi fiiliyle elde etmesidir.

DEVREN KAZANMA: bir hakkın, sahibi bulunan kişiden elde edilmesidir.

İYİNİYET: bir hakkın kazanılmasında, buna ait engeli bilmemektir.

TAŞINIR EŞYA: bir yerden başka bir yere taşınabilen ve taşınmaz mülkiyetine girmeyen ve edinebilen doğal güçlerdir.

HAMİLE YAZILI SENET: üzerinde belli bir kişinin ismi yazılı olmayan, elinde bulunduranın ( hamilin ) hak sahibi sayıldığı senettir.

HAKKIN KAYBEDİLMESİ: bir hakkın hak sahibinden ayrılması, onun elinden çıkması.

DÜRÜST DAVRANMA: bir hak sahibinin hakkını ve ya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi, yani dürüst , namuslu, aklı başında, davranışının sonucunu bilen, ora zekalı her isnanın benzer olaylarda izleyecek olduğu yolda hareket etmesiri

HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI: bir hakkın kullanılmasında dürüst davranılmamasıdır.

DAVA HAKKI: bir kimsenin devletin bağımsız ve tarafsız yargı organlarına, yani mahkemelere başvurarak hakkının elde edilmesidir.

TALEP HAKKI: bir kişinin hakkını elde etmek ve ya hakkına saygı gösterilmesini sağlamak üzere karşısındaki kişiye yönelttiği işletme yetkisidir.

MEŞRU MÜDAFAA: bir kimsenin, kendisine ve ya başkasına ya da mallarına yönelen, halen var olan haksız saldırıdan doğacak zararı önlemek için yapmak zorunda kaldığı eylemdir.

ZARURET HALİ: kendisini ve ya başkasını bilerek sebebiyet vermediği zarardan ya da derhel ortaya çıkabilecek bir tehlikeden kurtarmak için başkasının mallarına zarar vermedir.

SAVUNMA: davalının, kendisine karşı ileri sürülmüş olan talebin tamamen ve ya kısmen doğru olmadığını ileri sürmesidir.

İNKAR: kabul etmemedir.

İTİRAZ: bir hakkın doğumuna engel olan ve ya o hakkı sona erdiren olgulardır.

DEF'i: davalının borcunu, özel bir nedenden dolayı yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren haktır.

KARİNE: bilinen bir durumdan bilinmeyen bir durumun varlığını çıkarmadır.

RESMİ SİCİL: resmi makamlar tarafından tutulan sicildir.

RESMİ SENET: noterler ve ya resmi makamlar tarafından düzenlenen belgedir.

KİŞİ: haklara ve borçlara sahip olabilen varlıklardır.

GERÇEK KİŞİ: insanlardır.

TÜZEL KİŞİ: başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal topluluklarıdır.

ÖLÜM: gerçek kişiliği sona erdiren hukuki bir olaydır.

HUKUKİ OLAY; hukuk düzeninin kendilerine bir sonuç bağladığı olaylardır.

ÖLÜM KARİNESİ: bir kimsenin ölümüne kesin gözle bakılacak bir durumda kaybolması halinde, ölmüş sayılması ve o yerin en büyük mülkiye amirinin emriyle kütüğüne ölüm kaydının düşülmesidir.

BİRLİKTE ÖLÜM KARİNESİ: birden fazla kişiden hangisinin önce ve ya sonra öldüğünün ispat edilememesi durumunda hepsinin aynı anda ölmüş sayılmasıdır.

GAİP: yok olan kişidir.

HAK EHLİYETİ: hak ve borç sahibi olabilmedir.

FİİL EHLİYETİ: bir kişinin kendi fiil ve işlemleriyle kendi lehine haklar, aleyhine borçlar yaratabilme iktidarıdır.

AYIRT ETME GÜCÜ: akla uygun biçimde davranma yeteneğidir.

ERGİN OLMAK: bir kimsenin kanunun belirttiği belli bir yaş sınırını aşmasıdır.

KISITLILIK: bir kimsenin medeni hakları kullanma yetkisinin mahkemece kaldırılmasıdır.

HUKUKİ İŞLEM EHLİYETİ: bir kişinin hukuki işlemler yapabilme, hukuki işlemlerle kendi lehine haklar ve aleyhine borçlar yaratabilmesidir.

HAKSIZ FİİL: hukuka aykırı zarar verici eylemlerdir.

TAM EHLİYETLİ: fiil ehliyetinin bütün koşullarına sahip olan kişidir.

SINIRLI EHLİYETLİ: tam emniyetli olup, bazı sebeplerden dolayı ehliyetleri belli konularda kısıtlanmış olan kişidir.

SINIRLI EHLİYETSİZ: ayırt etme gücü bulunan ancak, ergin olmayan ya da kısıtlı bulunan kişidir.

İZİN: önceden belirtilen rızadır.

ONAMA: sonradan açıklanan rızadır.

TAM EHLİYETSİZ: ayırt etme gücüne sahip olmayan kişidir.

KİŞİLİK: geniş anlamda hak ve fiil ehliyetlerini, kişisel durumları ve kişilk haklarını içeren bir kavramdır.

KİŞİLİK HAKLARI: bir kişinin maddi ( bedensel ), manevi ve iktisadi bütünlüğü ve varlıkları  üzerindeki mutlak haklardır.

TESPİT DAVASI: bir saldırı sonucunda kişilik hakları zedelenmiş olan kimselere, sona ermesine rağmen etkisini devam ettirdiği takdirde, bu saldırının hukuka aykırılığını tespit ettirmek üzere açılacak davadır.

SALDIRIYA SON VERİLMESİ DAVASI: bir kimsenin kişilik haklarına yapılan hukuka aykırı saldırının mahkemece ortadan kaldırılması için açılan davadır.

ÖNLEME DAVASI: halen mevcut olmamakla beraber, birtakım beklentilerden çok yakın bir zamanda gerçekleşmesi beklenen hukuka aykırı saldırının önlenmesi için açılan davadır.

MADDİ TAZMİNAT DAVASI: kişilik haklarına kukuka aykırı saldırıda bulunulan kimsenin, bu saldırıdan dolayı uğramış olduğu maddi zararların giderilmesi için açtığı davadır.

MANEVİ TAZMİNAT DAVASI: kişilik haklarına hukuka aykırı saldırıda bulunulan kişinin bu yüzden duymuş olduğu üzüntü ve utancı gidermek için açtığı davadır.

TÜZEL KİŞİ: belli bir amacı gerçekleştirmek üzere bağımsız bir varlık halinde örgütlenmiş, hak ve fiil ehliyetine sahip kişi ve mal topluluklarıdır.

KİŞİ TOPLULUĞU: belli bir amacın gerçekleştirilmesi için kişilerin bir araya gelmesiyle oluşmuş, bağımsız varlığa sahip topluluklardır.

MAL TOPLULUĞU: belli bir amacın gerçekleştirilmesi için malların bu amaca özgünlenmesiyle oluşturulmuş, bağımsız varlığa sahip topluluklardır.

KAMU HUKUKU TÜZEL KİŞİLERİ: kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için, kamu hukukuna ilişkin kanun ve hukuk kuralları çerçevesinde oluşmuş tüzel kişiliklerdir.

ÖZEL HUKUK TÜZEL KİŞİLERİ: özel hukuka ilişkin kanun ve hukuk kuralları çerçevesinde oluşmuş tüzel kişiliklerdir.

ŞİRKET: kazanç paylaşmak amacı ile en az iki kişi ile kurulan özel hukuk tüzel kişisidir.

DERNEK: kazanç paylaşma dışında bir amaçla en az yedi gerçek kişi ile kurulan kişi topluluğu niteliğinde özel hukuk tüzel kişisidir.

VAKIF: başlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belli bir amaca özgünlenmesidir.

KANUNİ ORGAN: tüzel kişilerin kanun gereğince sahip olmak zorunda oldukları organlardır.

İRADİ ORGAN: bir tüzel kişinin kanun gereği sahip olması gerekmeyen, isteğe bağlı organlardır.

TAHSİS ( ÖZGÜLEME ) PRENSİBİ: tüzel kişilerin fiil ehliyetlerinin amaçları ile sınırlandırılmasıdır.

İNFİSAH ( DAĞILMA ): bir tüzel kişiliğin herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona ermesidir.

FESİH ( DAĞITILMA ): bir tüzel kişiliğin bir kararla sona erdirilmesidir.

BORÇ İLİŞKİSİ: iki taraf arasında tek taraflı ve ya karşılıklı yükümlülükleri kapsayan hukuki bir bağdır.

ALACAKLI: bir borç ilişkisinde karşı tarafı, bir şeyi yapmaya, vermeye ya da bir şeyi " yapmaktan kaçınmaya " zorlamaya hakkı olan kişidir.

BORÇLU: alacaklıya karşı bir edimde bulunma yükümlülüğü altında olan kişidir.

EDİM: borçlunun yerine getirmekle yükümlü olduğu borcun konusudur.

OLUMLU EDİM: bir şeyin yapılmasına ve ya verilmesine ilişkin edimdir.

OLUMSUZ EDİM: bir şeyin yapılmamasına ilişkin edimdir.

KİŞİSEL EDİM: bizzat borçlu tarafından yerine getirilmesi gereken edimdir.

MADDİ EDİM: doğrudan doğruya borçlunun malvarlığı ile yerine getirilebilen, bizzat borçlu tarafından yerine getirilmesi zorunlu olmayan edimdir.

SORUMLULUK: borçlunun edimini yerine getirmemesi halinde, alacaklının borçlunun malvarlığına el atabilmesi olanağı.

SINIRSIZ SORUMLULUK: borçlunun tüm malvarlığı ile sorumlu olmasıdır.

SINIRLI SORUMLULUK: borçlunun, malvarlığındaki belirli malları ile ve ya belirli bir miktar oranında bütün malları ile sorumlu olmasıdır.

HUKUKİ İŞLEM: bir hukuki sonuç oluşturmak için irade açıklamasında bulunmaktır.

SÖZLEŞME: iki tarafın, bir hukuki sonuç elde etmek için, karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamasında bulunmasıdır.

İCAP: bu sözleşmenin meydana gelebilmesi için zaman bakımından önce yapılan irade açıklamasıdır.

İCABA DAVET: bir sözleşmenin oluşabilmesi için, açıklanan irade beyanının sadece konuyu görüşme amacıyla yapılmasıdır.

KABUL: icabın karşı tarafça olumlu biçimde cevaplandırılmasıdır.

ÖRTÜLÜ ( ZIMNİ ) KABUL: kabulcünün, icabı kabul etmiş olduğu sonucunun çıkarılmasına neden olan tutum ve davranışlarıdır.

HAKSIZ FİİL: hukuken uyulması zorunlu olan bir hakkın çiğnenmesi sonucunda ortaya çıkan sorumluluktur.

KAST: hukuk düzeninin izin vermediği bir fiili bilerek, isteyerek işlemek iradesidir.

İHMAL: hukuka aykırı sonucu istememekle beraber, bu sonucun doğmaması için gerekli dikkat ve özeni göstermemektir.

ZARAR: kişinin malvarlığında ve ya manevi varlığında ortaya çıkan eksilmedir.

İLLİYET BAĞI: bir sebep ile ortaya çıkan sonuç arasındaki ilişkidir.

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME: hukuken geçerli bir sebep olmaksızın, bir kimsenin diğer bir kimsenin zararına zenginleşmesidir.

ŞEKİL: bir hukuki işlemin ve ya belirtilen bir iradenin dış görünüşüdür.

KANUNİ ŞEKİL: kanunun öngördüğü şekil.

İRADİ ŞEKİL: kanunun şekle bağlamadığı bir sözleşmenin, taraflarca, belli bir şekle uyularak yapılmasının kararlaştırılmasıdır.

GEÇERLİLİK ŞEKLİ: bir sözleşmenin geçerli olarak meydana gelebilmesi için gerek kanun gerekse tarafların iradesi gereği uyulması gereken şekildir.

İSPAT ŞEKLİ: bir sözleşmenin varlığını ispat için gerekli olan şeklidir.

ŞAHADETNAME: resmi makamların, özel bir kurumun bir kişinin bildiği bir olguyu onamak ve doğrulamak için düzenlediği belgedir.

RESMİ ŞEKİL: hukuki işlemin yetkili bir resmi makam önünde yapılmasıdır.

KARİNE: bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun çıkartılmasıdır.

MUTLAK BUTLAN: bir hukuki işlemin kamu düzenine, ahlaka aykırı olması ve ya esaslı koşullara sahip bulunmamasıdır.

MUVAZAA: tarafların, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan bir işlem yapmaları, fakat görünürdeki bu işlemin geçerli olmayacağı konusunda anlaşmalarıdır.

İRADE BOZUKLUĞU: bir kimsenin iradesi ile irade açıklaması arasında istenmeden meydana gelen uygunsuzluktur.

ÜÇÜNCÜ KİŞİ: bir sözleşmenin tarafları ile onların temsilcilerinin dışındaki kişilerdir.

TEMSİL: başkası adına, hukuki bir işlem yapmak ve ya tasarufta bulunmaktır.

TEMSİLCİ: bir hukuki işlemi başkası adına yapan kişidir.

ÜÇÜNCÜ KİŞİ: temsilcinin, temsil olunan adına, kendisi ile hukuki işlem yaptığı kişidir.

DOLAYLI TEMSİL: temsilcinin, bir hukuki işlemi, kendi adına ve temsil olunan hesabına yapmasıdır.

DOĞRUDAN DOĞRUYA TEMSİL: temsilcinin, bir hukuki işlemi, temsil  olunanın adına ve hesabına yapmasıdır.

ULAK: bir hukuki işlemin oluşması için bir tarafın irade açıklamasını diğer tarafa ileten kişidir.

TEMSİL YETKİSİ: başkasının adına ve hesabına hukuku işlem yapabilme yetkisidir.

VELAYET: çocuklar üzerinde ana babanın kanundan doğan haklarıdır.

VESAYET: velayet altında bulunmayan küçük ve kısıtlıların çıkarlarını korumak üzere mahkemece yasal temsilci atanmasıdır.

TEMSİL BELGESİ: temsilcinin temsil yetkisini gösteren belgedir.

HALEF: başkasının yerine geçen, ardıl.

MUACCEL: vadesi gelmiş.

İFA YERİ: borcun yerine getirlmesi gereken yerdir.

TEMERRÜT: borçlunun borcunu ödememekte, alacaklının alacağını almamakta direnmesidir.

FERDİYLE BELLİ ŞEY: nitelikleri ile belli edilmiş şey, cins.

NEV' İYLE BELLİ ŞEY: cins olarak belli edilmiş, parça.

MUACCALİYET: borçlunun edimini yerine getirmekle yükümlü olduğu andır.

MUACCEL BORÇ: ifa zamanı gelmiş, ifası istenebilecek borçtur.

MÜECCEL BORÇ: ifa zamanı henüz gelmemiş, ifası henüz istenmeyecek borçtur.

VADE: bir işin yapılması ve ya bir borcun ödenmesi için öngörülen sürenin sonudur.

ADEMİ İFA: ödemezlik, borçlunun, yüklendiği edimi hiç ve ya gereği gibi yerine getirmemesidir.

MÜCBİR SEBEP: zorlayıcı neden, önceden göz önüne alınmasına ve bunun sonucu olarak ortadan kaldırılmasına olanak bulunmayan ve bir dış etkiden ileri gelen olaydır.

BEYYİNE: kanıt, herhangi bir olayın ve ya hukuki ilişkinin doğruluğunu ortaya çıkarmak için başvurulan her türlü araçtır.

BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ ( DİRENİMİ ): halen ifası mümkün olan muaccel bir borcun alacaklının ihtarına rağmen borçlu tarafından zamanında ifa edilmemesidir.

İHTAR ( PROTESTO ): alacaklının tek yanlı irade açıklamasıyla borçluyu ifaya davet etmesidir.

İHBAR: haber verme, bildirme.

MÜSPET ( OLUMLU ) ZARAR: alacaklının, borcun ifasındaki menfaatinin yerine getirilmemiş olması nedeni ile uğradığı zarardır.

TEMERRÜT FAİZİ: para borçlusunun temerrüde ( direngen duruma ) düşmesi halinde alacaklıya ödemek zorunda kaldığı bir tür tazminattır.

MENFİ ( OLUMSUZ ZARAR: geçerli olduğuna inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi yüzünden uğranılan zarardır.

BORCUN SONA ERMESİ: bir borç ilişkisinin ve ya doğmuş olan tek bir borcun sona ermesidir.

FER'İ BORÇ; asıl borca bağlı, yan borçtur.

TAKAS: bir borcun, bir karşı alacağın feda edilmesi suretiyle sona erdirilmesidir.

KANUNİ TAKAS: kanun tarafından tanınmış olan takastır.

AKDİ TAKAS: tarafların aralarında anlaşarak yaptıkları bir sözleşmeye dayalı takastır.

MAHSUP: bir alacak miktarından belli olgular nedeniyle indirim yapmaktır.

ZAMAN AŞIMI: kanun tarafından belirlenmiş şartlar altında belli bir süre içinde alacaklının hareketsiz kalması sonucu alacağın ifasını isteme yetkisinin sona ermesidir.

KAZANDIRICI ZAMAN AŞIMI: kanunun belirlediği sürenin geçmesiyle ve belli şartlarla bir kimseye mülkiyet ve başkaca bir ayni hak kazandıran zaman aşımıdır.

ACİZ VESİKASI: icra ve iflas hukukunda, borçlunun malları satılıp paylaştırıldıktan sonra, alacaklarının tamamına kavuşamamış olan alacaklılara verilen belgedir.

ZAMAN AŞIMININ DURMASI: kanunda sayılan sebeplerden birinin bulunması nedeniyle zaman aşımı süresinin bu sebebin devamı süresince işlemeye başlamaması ve ya başlamış ise devam etmemesidir.

ZAMAN AŞIMININ KESİLMESİ: kanunda sayılan sebeplerden birinin bulunması dolayısıyla zaman aşımı süresinin o ana kadar işlemiş olan kısmının ortadan kalkması ve sürenin yeni baştan işlemeye başlamasıdır.

ZAMANAŞIMI DEF'İ: borçlunun mahkemede borcun zamanaşımına uğramış olduğunu ileri sürmesidir.

SATIM SÖZLEŞMESİ: satıcının, satılan malı alıcının borçlandığı bir satış parası karşılığında, ona teslim ve mülkiyeti devretmek borcunu yüklenmiş olduğu sözleşmedir.

SEMEN: alıcının, satın aldığı mala karşılık olarak alıcıya ödeyeceği paradır.

CARİ FİYAT: borsa dışında piyasası olan belli bir cins malın belli bir ticaret çevresindeki ortalama fiyatıdır.

YARAR: satım sözleşmesinin yapılmasından itibaren teslme kadar geçecek süre içinde satılan şeyde kendiliğinden meydana gelen fazlalıklardır.

HASAR: malı teslim almadığı halde semeni ödeme tehlikesiyle karşılaşmadır.

TAŞINIR SATIMI: konusunu taşınabilir şeylerin oluşturduğu satımdır.

TAŞINMAZ SATIMI: konusunu taşınmaz şeylerin oluşturduğu satım türüdür.

TAKSİTLE SATIM: alıcının ödeyeceği satım parasının bölünerek, belli aralıklarla ödenmesi şartıyla yapılan satımdır.

ARTIRMA İLE SATIM: artırmaya katılanlardan en yüksek öneride bulunan ile yapılan satımdır.

İSTEĞE BAĞLI AÇIK ARTIRMA: herkesin katılabileceği artırma türüdür.

İSTEĞE BAĞLI ÖZEL ARTIRMA: ancak belli kimselerin katılabilecekleri artırma türüdür.

HÜKMEN TESLİM: kendiliğinden teslim edilmiş sayılmadır.

ZİLYETLİĞİN HAVALESİ: devir olunacak malın üçüncü kişinin elinde bulunması halinde, mülkiyetin devri amacıyla devredenin, bu kişiden malın devralacak olana teslimini istenmesidir.

KISA ELDEN TESLİM: malı devralacak kimsenin devralacağı malı elinde bulundurması halinde, mal geri alınıp tekrar tesli edilmeksizin mülkiyetin devri amacı ile o malın mülkiyetinin devredilmesidir.

AYIBA KARŞI GARANTİ: satılan şeyin satıcının belirttiği ve vaad ettiği nitelikleri taşımaması halinde ve ya satılan şeyin değerini ya da sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan ve ya kaldıran eksiklerin bulunması durumunda satıcının sorumluluğudur.

AYIP: bir malın sakatlık gibi hukuksal bir nedenle değerini ve ya maldan beklenen yararı ortadan kaldıran ve ya önemli ölçüde azaltan durumdur.

ZAPTA KARŞI GARANTİ: satıcının satılan şey üzerinde üçüncü kişilerin ayni ve ya kuvvetlendirilmiş şahsi haklarının bulunmadığını garanti etmesidir.


KİRA SÖZLEŞMESİ: bir bedel karşılığında bir şeyin kullanılmasının ve ya ondan yararlanılmasının belli bir süreyle başka bir kimseye bırakılmasıdır.

ADİ KİRA: kiracıya kiralanan şeyi sadece kullanma hakkı veren kira türüdür.

ÜRÜN KİRASI: kiracıya kiralanan şeyi hem kullanma hemde onun semerelerini toplama hakkı veren kira türüdür.

SEMERE: ürün.

FESHİ BİLDİRME: sözleşmelerde, taraflardan birinin sözleşme hükümlerine devam etmeyeceği yolundaki iradesini karşı tarafa bildirmesidir.

FESİH: hukuksal işlemin irade ile ortadan kaldırılmasıdır.

HİZMET SÖZLEŞMESİ: işçinin, belirli ve ya belirsiz bir süre iş görmeyi ve işverenin de buna karşılık bir ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

ÜCRET: görülen bir hizmet karşılığı verilen bedel.

VEKALET SÖZLEŞMESİ: vekilin, vekalet verene ait bir işin yönetimi ve ya bir hizmetin görülmesi konusunda vekalet veren ile yaptığı sözleşmedir.

GENEL VEKALETNAME: vekalet verenin, vekile bütün hukuki işlemleri kapsayacak şekilde temsil yetkisi verdiği vekaletnamedir.

ÖZEL VEKALETNAME: vekalet verenin, vekile belli bir ve ya bir kaç hukuki işlemi kapsayacak şekilde temsil yetkisi verdiği vekaletnamedir.

AZİL: vekalet verenin, tek taraflı irade açıklaması ile vekalet sözleşmesine son vermesidir.

İSTİFA: vekilin, tek taraflı irade açıklaması ile vekalet sözleşmesine son vermesidir.

KEFALET SÖZLEŞMESİ: kefilin, borçlunun borcunu yerine getirememesi halinde bundan kişisel olarak sorumlu olmayı alacaklıya karşı yüklendiği sözleşmedir.

FER'İ: asıla bağımlı, asılı izleyen ( borç, faiz vb. ).

TALİ: ikincil, ikinci derecede, yan. sonradan gelen.

ADİ KEFALET: alacaklının öncelikle borçluyu, daha sonra kefili takip edebileceği kefalettir.

TARTIŞMA DEF'İ: adil kefalette alacaklı, borçluya başvurmaksızın doğrudan kefile başvurduğunda, kefilin, alacaklıya karşı önce asıl borçluyu  takip etmesi gerektiğini ileri sürmesidir.

MÜTESELSİL KEFALET: alacaklının önce asıl borçluyu takip etmeksizin doğrudan doğruya kefile başvurabileceği kefalet türüdür.

BİRLİKTE KEFALET: aynı borca birbirlerinden haberdar olarak birden fazla kimsenin kefil olmasıdır.

TAKSİM DEF'İ: adi birlikte kefalette alacaklı, kefillerden birinden kendi payından fazlasını istediğinde, kefilin alacaklıya karşı sadece kendi payından sorumlu olduğunu ileri sürmesidir.

KEFİLE KEFALET: kefilin alacaklıya karşı kefilin yüklemine güvence vermesidir.

RÜCUA KEFALET: kefilin, borçludan rücu sebebiyle alacağını alamayan asıl kefilin bu alacağına güvence vermesidir.

HALEF: birinden sonra gelip onun yerine geçen kimsedir.

FİNANSAL KİRALAMA: kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü kişiden satın aldığı ve ya başka şekilde sağladğı bir malın zilliyetliğini, her türlü yararı sağlamak üzere ve belirli bir süre feshetmemek şartı ile bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşmedir.

FESHEDİLMEZLİK SÜRESİ: kanunda yer alan fesih sebepleri dışında feshin mümkün olamayacağı süredir.

FACTORİNG: vadeli satış yapan firmaların mal satışından doğan alacak haklarını factor adı verilen finansal kuruluşlara satmak suretiyle kısa vadeli kaynak sağladıkları bir finansman tekniğidir.

YARGI: hukuk kurallarının bağımsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanması faaliyetidir.

ANAYASA YARGISI: anayasa mahkemesi' nin bir sıfatla baktığı işler ile yüce divan sıfatyla gördüğü işlerdeki faaliyetleri kapsayan yargı türüdür.

ANAYASA MAHKEMESİ: onbir asil ve dört yedek üyeden oluşan ve kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ iç tüzüğünün anayasaya uygunluğunu denetleyen bir yüksek yargı organıdır.

İDARİ YARGI: idari makamların, idare hukuku alanındaki faaliyetleri dolayısıyla ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümlenmesini konu alan bir yargı türüdür.

İPTAL DAVASI: idare tarafından verilmiş olup da yetki, şekil, sebep, konu ve amaç bakımlarından hukuka aykırı bir kararın ortadan kaldırılmasına yönelik olan ve idari yargı organlarında görülen davadır.

TAM YARGI DAVASI: idarenin aldığı kararlar ve ya yaptığı eylemler sebebiyle zarara uğraya kişinin, zararını idareden alabilmesini sağlayan ve idari yargı organlarında görülen davadır.

DANIŞTAY: idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı meciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii ve kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakan bir yüksek yargı organıdır.

İLK DERECE MAHKEMESİ: bir uyuşmazlığı ( davayı ) karara bağlayan mahkemedir.

SON DERECE MAHKEMESİ: ilk derece mahkemeleri tarafından verilmiş olan kararları temyiz yoluyla kontrol eden yüksek mahkemedir.

ASKERİ YARGI: askeri mahkemelerin ceza hukuku alanındaki faaliyetleri ile asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bulunan idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesindeki yargısal faaliyetlerdir.

DİSİPLİN MAHKEMESİ: askeri ceza yargısında yer alan bir ilk derece mahkemesidir.

ASKERİ CEZA YARGISI: askeri mahkemelerin askeri ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetleridir.

ASKERİ YARGITAY: askeri mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin son incelemesini yapan ve asker kişilerin kanunla belirlenen belli davalarına bakan ilk ve son derece mahkemesidir.

ASKERİ İDARİ YARGI: asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bulunan idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesindeki yargısal faaliyetlerdir.

ADLİ YARGI: adalet mahkemeleri tarafından yürütülmekte olan yargısal faaliyetlerdir.

CEZA YARGISI: adli yargıda, ceza mahkemelerinin ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetleridir.

MEDENİ YARGI: adli yargıda, hukuk mahkemelerinin özel hukuk alanındaki yargısal faaliyetleridir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ: ilk derece mahkemeler ile son derece mahkeme arasında yer alan ve ilk derece mahkemelerin hükümlerini kontröl eden ikinci derece mahkemedir.

YARGITAY: adliye mahkemelerinden verilen karar ve hükümlerin son inceleme makamı olup, kanun ile belirlenen bazı davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakan bir yüksek yargı organıdır.

 

ziyaretçinin IP adresini gösterir:54.87.114.118 ziyaretçinin tarayıcısının ne olduğunu gösterir: CCBot/2.0 (http://commoncrawl.org/faq/) ziyaretçinin hangi alt sayfada olduğunu gösterir: http://hasanorenmaden.tr.gg/Hukuka-Giri%26%23351%3B.htm alt sayfanın başlığını gösterir: Hukuka GiriƟ en son görülen web sitesinin alanını gösteren haneyi gösterir (für frame yönlendirmesi mevcut olan sayfalarda etkilidir: sayfanın bugünkü tıklanma sayısını gösterir: 141 sayfanın bugünkü ziyaretçi sayısını gösterir: 43 sayfanın toplam tıklanma sayısını gösterir: 228583 sayfanın toplam ziyaretçi sayısını gösterir: 83627 ziyaretçinin bulunduğu "ülke kodunu" gösterir. Almanya'da bulunan bir ziyaretçinin "ülke kodu" mesela "de"dir: us ziyaretçinin bulunduğu ülkenin büyük boy bir resmini gösterir.: us Copy and WIN : http://ow.ly/KNICZ