HOŞGELDİNİZ!.
Ceyhan Varol

İLGİ DUYMA.

ilgi duymak

  1. Bir işe, bir olaya, bir kimseye önem vermek, yakınlık duymak.
  2. (en) Care, give importance to, go in for.

Türetilmiş Kelimeler (bis)

ilgi, ilgi alanı, ilgi cümleciği, ilgi çeken dava, ilgi çeken kimse, aşırı ilgi duymak, betimlemeli dil bilgisi, betimsel dil bilgisi, bilgi, bilgi işlem

ilgi (nedir ne demek)

  1. İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk.
  2. Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik.
  3. Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.
  4. Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.
  5. Bk. başvuru
  6. (en) Relation.
  7. (en) Connection.
  8. (en) Attachment.
  9. (en) İnvolvement.
  10. (en) İnterest.
  11. (en) Affinity.
  12. (en) Concern.
  13. (en) Attention.
  14. (en) Liking.
  15. (en) Bearing.
  16. (en) Care.
  17. (en) Connexion.
  18. (en) Curiosity.
  19. (en) Pertinence.
  20. (en) Reference.
  21. (en) Regard.
  22. (en) Relationship.
  23. (en) Relativeness.
  24. (en) Relevance.
  25. (en) Relevancy.
  26. (en) Respect.
  27. (en) Solicitude.
  28. (en) Sympathy.
  29. (en) Though.
  30. (en) Aida.
  31. (en) Ha hah.
  32. (en) Keen interest.
  33. (en) Pertinency.
  34. (en) Play.
  35. (en) Tie up.

başvuru (nedir ne demek)

  1. Başvurma işi, müracaat.
  2. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.
  3. (en) Appeal.
  4. (en) Application.
  5. (en) Letter of application.
  6. (en) Recourse.
  7. (en) Reqest.
  8. (en) Request.
  9. (en) Reference.

duymak (nedir ne demek)

  1. Bilgi almak, öğrenmek, haber almak.
  2. İşitmek, ses almak
    Örnek: Çamaşırcı Fatma kadın annemin duymayan kulaklarına yalvarıyor. Y. Z. Ortaç
  3. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek
    Örnek: Yüzme denilen mucizeyi ancak beş altı sene sonra avuçlarımızın içinde duyabilecektik. B. R. Eyuboğlu
  4. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.
  5. Bir ruh durumu içine girmek
    Örnek: Hakiki bedbahtlar, sefaletlerini birdenbire açığa vurmaktan utanç duyarlar. R. N. Güntekin
  6. Sezmek, fark etmek, hissetmek
    Örnek: Güzel olmasın, fakat ruhu olsun, bir şey duysun. H. C. Yalçın
  7. (en) Owe.
  8. (en) Bear.
  9. (en) Hear.
  10. (en) Come to know.
  11. (en) Feel.
  12. (en) Catch.
  13. (en) To hear.
  14. (en) To hear about.
  15. (en) To hear of.
  16. (en) To feel.
  17. (en) To sense.
  18. (en) To be aware of.
  19. (en) To perceive.
  20. (en) To experience.
  21. (en) To have the sensation of.
  22. (en) To get wind of sth.

önem (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.
  2. (en) İmportance.
  3. (en) Heed.
  4. (en) İmmediacy.
  5. (en) Meaning.
  6. (en) Note.
  7. (en) Severity.
  8. (en) Concernment.
  9. (en) Consideration.
  10. (en) Value.
  11. (en) Weight.
  12. (en) Significance.
  13. (en) Accent.
  14. (en) Account.
  15. (en) Amount.
  16. (en) Consequence.
  17. (en) Emphasis.
  18. (en) Gravity.
  19. (en) İmport.
  20. (en) İnterest.
  21. (en) Magnitude.
  22. (en) Matter.
  23. (en) Moment.
  24. (en) Prominence.
  25. (en) Regard.
  26. (en) Significancy.
  27. (en) Stature.
  28. (en) Strength.
  29. (en) Stress.
  30. (en) Substantiality.

vermek (nedir ne demek)

  1. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek
    Örnek: Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm. Ö. Seyfettin
  2. Bırakmak veya bağışlamak
    Örnek: Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün, diye bağırdım. H. C. Yalçın
  3. Ondan bilmek, atfetmek
  4. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek
  5. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek
    Örnek: Arabanın burnunu, en tenha kahvelerden birinin önünde, rıhtıma verdiler. A. İlhan
  6. Herhangi bir duruma yol açmak
    Örnek: Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim. Y. K. Karaosmanoğlu
  7. Eğlenceli toplantı düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
  8. Topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek.
  9. Verilen karşılıkla bir kimseyi söylediğine veya yaptığına pişman etmek: “İyi oldu ağzının payını verdiğim, artık bana karşı daha dikkatli olur.” -A. Ümit.
  10. (en) Administer.
  11. (en) Attribute.
  12. (en) Concede.
  13. (en) Consign.
  14. (en) Deal.
  15. (en) To give sth to.
  16. (en) To hand sth to.
  17. (en) To bequeath / to leave sth to.
  18. (en) To vie in marriage.
  19. (en) To produce.
  20. (en) To hold.
  21. (en) Afford.
  22. (en) Ascribe.
  23. (en) Attach.
  24. (en) Blossom.
  25. (en) Defray.
  26. (en) Accord.
  27. (en) Allow.
  28. (en) Bring.
  29. (en) İnsert.
  30. (en) Produce.
  31. (en) Adjudge.
  32. (en) Award.
  33. (en) Adduce.
  34. (en) Throw.
  35. (en) Charter.
  36. (en) Place.
  37. (en) Assign.
  38. (en) Bear.
  39. (en) Bestow.
  40. (en) Bring in.
  41. (en) Cede.
  42. (en) Come across with.
  43. (en) Confer.
  44. (en) Contribute.
  45. (en) Dedicate.
  46. (en) Deliver.
  47. (en) Deliver up.
  48. (en) Dispose of.
  49. (en) Distribute.
  50. (en) Donate.
  51. (en) Endow.
  52. (en) Extend.
  53. (en) Furnish.
  54. (en) Give.
  55. (en) Give away.
  56. (en) Give in.
  57. (en) Grant.
  58. (en) Hand.
  59. (en) Hand in.
  60. (en) Hand out.
  61. (en) Hand over.
  62. (en) Devote.
  63. (en) Dispense.
  64. (en) Emit.
  65. (en) İmpart.
  66. (en) Lend.
  67. (en) Pass.
  68. (en) Present.
  69. (en) Provide.
  70. (en) Supply.
  71. (en) Treat.
  72. (en) Vest.
  73. (en) To give.
  74. (en) To hand.
  75. (en) To pass.
  76. (en) To give sth away.
  77. (en) To concede.
  78. (en) To deliver.
  79. (en) To give in.
  80. (en) To hand sth in.
  81. (en) To provide.
  82. (en) To furnish.
  83. (en) To dispense.
  84. (en) To present.
  85. (en) To yield.
  86. (en) To bear.
  87. (en) To afford.
  88. (en) To apply.
  89. (en) To bend.
  90. (en) To donate.
  91. (en) To bestow.
  92. (en) To grant.
  93. (en) To assign.
  94. (en) To devote.
  95. (en) To sel.
  96. (en) To pay.
  97. (en) To sell.
  98. (en) To offer.
  99. (en) To attribute.
  100. (en) Just.
  101. (en) Deli.


ziyaretçinin IP adresini gösterir:54.81.54.46 ziyaretçinin tarayıcısının ne olduğunu gösterir: CCBot/2.0 (http://commoncrawl.org/faq/) ziyaretçinin hangi alt sayfada olduğunu gösterir: //hasanorenmaden.tr.gg/%26%23304%3BLG%26%23304%3B-DUYMA-.-.htm alt sayfanın başlığını gösterir: Ä°LGÄ° DUYMA. en son görülen web sitesinin alanını gösteren haneyi gösterir (für frame yönlendirmesi mevcut olan sayfalarda etkilidir: sayfanın bugünkü tıklanma sayısını gösterir: 202 sayfanın bugünkü ziyaretçi sayısını gösterir: 53 sayfanın toplam tıklanma sayısını gösterir: 267238 sayfanın toplam ziyaretçi sayısını gösterir: 98089 ziyaretçinin bulunduğu "ülke kodunu" gösterir. Almanya'da bulunan bir ziyaretçinin "ülke kodu" mesela "de"dir: us ziyaretçinin bulunduğu ülkenin büyük boy bir resmini gösterir.: us Copy and WIN : http://ow.ly/KNICZ